buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Diksiyon Kursu Değerlendirmesi

| Filed under Kişisel Gelişim

Önce kısaca genel fikrimi belirteyim, sonra bu fikrimi detaylandıracağım. Kurs, uzun zamandan beri düzeltmek istediğim diksiyonum üzerinden çalışmalara başlamak için çok yerinde bir adım oldu. Her ne kadar hep (yazılı) Türkçe’min iyi olduğunu savunsam, kendimi yazım ve dilbisi kurallarını bilen biri olarak görsem de, diksiyon konusunda sıkıntılarım olduğu bir gerçekti. Bunu görmezden gelmek yerine, yüzleşmeyi tercih ettim. İlk “Diksiyon Kursu” yazımda yazdığım gibi, bu işe bir kursa yazılarak başlamaya karar verdim.

Bu tip konularda önce herhangi bir kursa giderek, işi bilenlerden, tecrübelilerden öğrenmeye başlamak, motive olmak, sonrasında da kendi gayretlerimle, pratik yaparak, ilgili yayınları (internet siteleri, kitaplar) takip ederek sonunda da istediğim noktaya gelmek bayağı bir zamandır uyguladığım, bu konuda da başarılı olduğuna inandığım bir yöntem. Örn: Almanca, İspanyolca… Böyle pratik gerektiren konuları direk olarak kitaptan öğrenmenin neredeyse imkansız olması, işin üstadı olana kadar kursa gitmenin de keseye ciddi bir ölçüde zarar vereceği değerlendirildiğinde mantıklı bir çözüm aynı zamanda. Tabii bunun işe yaraması için en büyük şart kendi kendinizi motive edebilmek, ve bir şekilde kendimizi masanın başına oturtup çalışmaya, pratik yapmaya ikna edebilmek.

Kurs araştırmalarım sonucunda mekan, kalite ve de ekonomik yönden bana en çok uyan “Başkent İletişim Bilimleri Akademisine” kaydımı yaptırmıştım bildiğiniz gibi. Haftada 6’şar saatten 5 hafta boyunca toplam 30 saat bir arada olduk. Gerçekten de bu konuda ehil insanlar tarafından eğitildik, güzel Türkçe’ye yönlendirildik, motive olduk. -Yaptığımız çalışmaları, serinin diğer yazılarında detaylı olarak okuyabilirsiniz.- Ama aslında asıl zor kısım şimdi başlıyor. Kursa giderken ister istemez çalışıyor, alıştırmalar yapıyor, bir şekilde konuyla haşır neşir oluyor, kendimizi geliştiriyor, öğrendiklerimizi pekiştiriyorduk. Şimdi ise herkes kendi başına. Masanın üzerinde bir yerde, ya da çoktan tozlanmaya yüz tutmuş rafların birinde kurs notlarımız, dokümanlarımız, bu konudaki arzumuz ise içimizin derinliklerinde. Geriye ne mi kalıyor? Ne yapmamız mı gerekiyor? Bunların sürekli tozunu almak, onları hep erişilebilir ve taze tutmak. Zor mudur? Ufak bir motivasyon ve telkinlerle hayır. Gönülden umarım ki hepimiz bu konuya kendimizi inandırabilir, daha güzel bir anadil, daha güzel bir Türkçe için en azından kendimize düşen görevi sahiplenir, yerine getiririz…

Serinin diğer girdileri için:

Bu yazı toplamda 7413, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *