buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Her Şey Minikken Başlar

| Filed under Hayat Kayak Spor

Geçenlerde Kayakla Atlama blogundaki bir yazıya denk geldim. Aslında yazı demek o girdiyi tanımlamaya pek yetmiyor. Herhangi bir metin olmadan sadece fotoğraflarla yaratılmış bir girdiydi bu. Başlık ise “Ağaç Yaşken Eğilir“. Sekans çok başarılı ve benim bu sekanstan çıkarımımda kayakla atlama sadece bir aracı.

Hepimiz hep zaman zaman ya söylüyoruz ya da duyuyoruz, ülkemizde çocuklara çok yakın davranıyor, yetiştirirken hiç yanlarından ayrılmıyor, herhangi bir sıkıntıyla, acıyla, üzüntüyle karşılaşmak zorunda kalmasınlar diye ellerimizden geleni yapıyoruz. Kendi kendilerine bir sorumluluk almalarına izin vermiyoruz, en ufak şeylerde bile yanlarında olup yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çocukların gelişimi açısından en doğrusu bu mu, ben pek zannetmiyorum. Tabii ki bu kadar yardımcı olup çocuklarının her an yanında olan ailelerin hepsi iyi niyetli, hepsi çocuğunun mutlu, sağlıklı olmasını istiyor ama işte belki de çocukların ihtiyacı olan bu kadar iyi niyet değil, belki de biraz bağımsız bırakılıp bazı şeylere zorlanmaya ihtiyaçları var.

Geçenlerde 2011 yılının muhtemelen son güneşli günlerinden birini yaşadığımız bir günde, yine bisikletime atlamış sahilde dolanıyordum. Tabii bu güneşi fırsat bilen aileler de hemen soluğu sahilde almışlardı ve her taraf çocuk kaynıyordu.

(more…)

Bu yazı toplamda 3477, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Kartepe’de Hafta İçi Kayak Keyfi

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Evet Kartepe sadece kayak amaçlı ziyaret edilen bir güzide dağımız/tepemiz değil. Kış mevsiminin dışında piknik ve bisiklet için ziyaret edildiğini birkaç farklı kaynaktan duymuştum. Ama bu yazımda öyle bir kullanımdan bahsetmiyorum, düpedüz bildiğiniz kayaktan bahsediyorum. Şubat ayında başladığım ve neredeyse tamamını yazdığım yazıyı birçok nedenden ötürü vakt-i zamanında tamamlayamadım ve kış sezonuna yetiştiremedim. Karlar eridikten sonra ise öncelik olarak gerilerde kaldığı için anca kısmet Temmuz ayınaymış. Aşağıda maceramızın detayları:

Çok fazla bir kayak geçmişim olmamasına rağmen, şu ana kadar Uludağ’a, Kartalkaya’ya hatta Erciyes’e yolum düştü bugüne kadar. Ama enteresan bir şekilde, en yakın merkez olan Kartepe’ye gitme fırsatım olmamıştı. Arabayla yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuk sonrası varabiliyoruz Kartepe’ye aslında. Ama mesafenin bu kadar kısa olmasının kötü yanları da var tabii ki. Özellikle hafta sonları İstanbul’dan insanların akınına uğradığı için gerek telesiyejlerde sıra bekleme olsun, gerek kayarkenki insan trafiği, kayma koşullarının olumsuz hale gelmesinde yeterli oluyor. Biz de bu nedenle hafta içi işten bir gün izin alıp bu şekilde bir kaçamak yapmaya karar verdik. Çünkü gerçekten hafta içi kaydıktan sonra aradaki farkı çok rahat görebiliyorsunuz. Kayakları kiralarken bile bu farkı fark ediyorsunuz daha dağa çıkmadan. Keyifle ve rahat rahat kiralama işlemlerinizi tamamlayıp yola çıkmak gerçekten çok güzel bir dinginlik veriyor insana.

kartepe-panaromik

(more…)

Bu yazı toplamda 7087, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 4

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 7

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Bugün bazı arkadaşlar da kayak yapmayacaktı ve pistteki sayımız az olacaktı. Zaten pist bizim dışımızda da pek kalabalık sayılmazdı. Yani Pazar günkü o kalabalığı gördükten sonra Pazartesi günü tam anlamıyla ilaç gibi geldi. Telesiyejler boş, pist boş, sıra bekleme yok, sadece rahat rahat ve hızlıca kaymak vardı.

Bugün pist kapanmadan dönecektik. Dönmeden önce Kayseri çarşıya gidip Kayseri’ye has mantı, pastırma ve sucuk almak istiyorduk. Bunun için çok fazla vaktim olmayacaktı ama yine de günlük sınırsız skipass’ten aldım. Bugün çok daha hızlı turlar atabilecektim çünkü.

Bu ortamın vermiş olduğu pozitif enerjiyle daha bir motive oldum ve turlarıma başladım. Biraz tekniğimi düzeltmiştim dün, bugün de bunu pekiştirmek istiyordum. Bu şekilde kaymaya devam ettim. Birkaç tur sonra batonları da bırakıp biraz da bu şekilde kendimi geliştirmeyi denedim ve herhangi bir sorun yaşamadan bu konuda da biraz ilerleme kaydettim.

Böyle olunca, turları da hızlı atınca daha çok tur atasım geldi ve yemek için bile mola vermeden peşi sıra turlarımı attım. Yine daha önceden konuşup kararlaştırdığım saatte kayaklarımı teslim ettim ve eşyalarımı kontrol ettikten sonra Erciyes’e bu seferlik veda edip otele döndük.

Otele döndükten sonra üstümüzü değiştirip günlük kıyafetlerimize döndükten sonra da Kayseri çarşının yolunu tuttuk. Toplamda oldukça yüklü miktarda sucuk, pastırma ve mantı aldık. Ben de bu üçlüden azar azar da olsa aldım. Düşününce mantının da sarımsaklı yoğurtla yenmesi muhtemel olduğundan, hepsi istisnasız bir koku kaynağı ama lezzetli şimdi ne yapalım? :p

Bu şekilde alışverişimizi tamamlayıp otele son kez geri döndük. Aldıklarımızı da bavullara yerleştirip bavulları da minibüse yükleyince otelle işimiz bitmiş oldu. Son akşam yemeğimiz için Ciğerci Mehmet Usta’yı tercih ettik. Ciğer diyince pek hoşuma gitmemişti ama çeşitli ızgara ve şişler de mevcutmuş. O nedenle ben çöp şişi tercih ettim mesela. Yemekten sonra da tatlımızı yiyip çayımızı içtikten sonra hesabı istedik. Bu sefer de kişi başı 26 TL tuttu. Bir önceki gün daha çok çeşitli daha özenli yemekler yememize rağmen 30 TL verdiğimiz için, bugünün 26 tutması biraz fazla geldi ama bugün de fazlasıyla doyduk, bunu da inkâr edemem. (:

Bundan sonra bizim şoförlüğümüzü yapan arkadaşa vereceğimiz ücret konusunda biraz sıkıntı yaşadık ve sağ olsun giderayak Kayserilik karakterini göstermiş oldu bize ve hatırı sayılır bir kazık attıktan sonra bizi havaalanına bırakıp hızla uzaklaştı.

Neyse ki uçak saatinde geldi ve biz de bir sıkıntı yaşamadan 1 saatlik uçuş sonrası İstanbul’a vardık. Bu seferlik kayak maceramız da böylece sonlanmış oldu.

Aslında kalem kalem incelediğimizde çok fazla gibi görünmese de toplam olarak bakınca yine de maliyetli bir tatildi. Kayak ve skipass maliyetlerinin alternatifi olmaması da bu tabloyu hazırlayan önemli bir unsur oldu. Ama hem daha önce gitme şansım olmayan bir şehri ziyaret etme fırsatını buldum, hem çeşitli yöresel yemekler yiyerek midemi hoş tuttum, hem de Erciyes’i görüp pistlerini deneme imkânım oldu. Dolu dolu ve bir hayli yorucu olan 3 günün sonrasında İstanbul’a yeniden merhaba…

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 3044, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 6

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Bugünü de bu şekilde geçirip 9 – 10 kere inip çıktıktan sonra günün sonuna gelmiş oldum. Kayakları da teslim edip üstümü başımı düzelttikten sonra dönüş için hazırdım. Daha önceden sözleştiğimiz için herkes aşağı yukarı aynı zamanda gelmişti ve herkes hazır olunca minibüse doluşup otele dönüşe başladık.

Otelde kısa sürede hazırlanıp tekrar karnımızı doyurmak için yeniden soluğumuzu minibüste aldık. Bu sefer “Kayseri’nin tek dönen restoranı” olarak bahsedilen Beştepe Restaurant’a gitmeye karar verdik. Hep Ankara’daki Atakule örnek verilir böyle 360 derece dönme yetisine sahip bir restoran konseptinden bahsedildiği zaman. Ama meğer bunun bir örneği Kayseri’de de varmış. Ankara’daki gibi yüksek bir kule hüviyetinde olmasa da gerçekten de 360 derece dönebilen bir restoran Beştepe Restaurant da. 🙂

Burada da restorana has spesiyallerin haricinde Kayseri mantısını yerinde tatma şansımız oldu. Beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım. 🙂 Burada gerçekten güzel bir ortamda ve sürekli değişen manzarayla nezih bir yemek yedik. Karınlarımızı en temizinden doyurduk. Hesapları kelle başı usulü yaptık yine ve kişi başı 30 TL düştü. Yediğimiz, hatta aşırı doyduğumuz için bitiremediğimiz onca yemek, meyveyi düşününce gerçekten değdiğini söyleyebilirim. Manzara da cabası tabii ki…

Otele dönüşten sonra yine bir grup dışarı Kayseri sokaklarını fethetmeye gitti. Bendeniz ise kendimi sağlık kelimesine en kısa sürede yakınlaştırabilmek için tedavilere devam ettim. Bu oteldeki ve Kayseri’deki bu gezi kapsamındaki son gecemiz olacağı için, valizlerimizi, bavullarımızı da hazırlamamız gerekiyordu. İnsan her ne kadar birkaç günlüğüne gitmiş olsa da illa eşyalar çok dağılıyor ve sonrasında bunları tekrar adam edebilmek için bir sürü uğraş vermek gerekiyor. Benim için de böyle oldu. Özellikle birkaç yazıdır bahsettiğim tedaviler için gerekli bitkiler ve ilaçları toplamak ve düzenli bir şekilde yerleştirmek bayağı bir zamanımı aldı. Sabah kahvaltı sonrasında hem check-out yapıp hem de çok fazla vakit kaybetmeden pistin yolunu tutacağımız için bütün düzenlemeleri yatmadan tamamladım. Aynı zamanda ilk günkü yorgunluğu da biraz atmış olduğum ve kayağın yorgunluğuna alışmış olduğum için bugün daha geç yattım ve saat 01 gibi yatağa yöneldim.

3. Gün (17 Ocak)

Son günümüzde de hava güzeldi. Sabahki kahvaltı telaşından sonra check-out yaptık ve valizlerimizi lobiye bıraktık. Hemen akabinde tekrardan doluştuk minibüse. Dün kalabalıktan çok bunaldığımız için bugünün çok daha tenha olmasını istiyorduk.

Ben daha gezi ayarlanmadan önce bile mümkünse sadece hafta içi gitmeyi, bu mümkün olmuyorsa da hafta içi en az birkaç gün orada olacak şekilde plan yapmayı denememiz gerektiğini söylüyordum. Ama gelişmeler çok benim istediğim şekilde olmadı ve 2’si hafta sonu olmak üzere 3 günlük bir tatil için gelmiş olduk Kayseri’ye.

Konuyu daha fazla dağıtmadan devam edeyim. Ve daha kiralama dükkânına vardığımız zaman bile bugünün ne kadar eğlenceli olacağını anladık. Ben ayakkabı deneyip kayakları kiralarken benden başka 1 müşteri daha vardı sadece. Herkes rahat, kendi halinde işini yapıyordu. Ben de kayaklarımı ayarladıktan sonra çıktım hemen piste.

* Yukarıda görmüş olduğunu fotoğraf Beştepe Restaurant’ın sitesinden alınmıştır.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 4653, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 5

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Kahvaltı da çok fazla iştahımızı kabartacak, bizi böyle nefes almadan yemeye itecek herhangi bir şey yoktu. Tabii burada kendi adıma konuşuyorum, yoksa iştah seviyesi yükseklerde kalmaya devam eden arkadaşlar da vardı. 🙂 Ama yurt dışındaki gibi sadece mısır gevreği, meyve, yoğurt gibi birkaç bir şeyle de geçiştirilmemişti. Öğlen vereceğim molaya kadar beni tutacak kadar yedim, kalkmadan az önce de tatlı takviyesi yapıp sözüm ona enerji depoladım.

Akabinde de servis için buluştuk ve bu sefer en kalabalık halimizle tırmanmaya başladık Erciyes’e. Ama daha dağın yamacındayken daha fazla sayıda araba görüyor daha büyük bir kalabalıkla karşılaşacağımızın ilk emareleri beliriyordu.

Yine dünkü kayak kiralama merkezini kullanıp kiralama işlemlerimizi hallettik. Sonrasında aksesuarlar takıldı, ayarlandı ve pistin yolunu tuttuk. Grup olarak yine farklı skipass’ler tercih edildi. Bendeniz ise yine günlük olanı aldım. Hemen biletler temin edildikten sonra da telesiyej’e atlanıp maceraya kaldığımız yerden devam etmeye başladık.

Yukarı çıktıktan sonra ilk dikkatimi çeken, dünkü pistin yoğun kullanımından sonra bile pisti “sıfırlamamış” olmalarıydı. Cumartesi günü gibi çok aktif bir şekilde kullanılan bir günden sonra pistin nasıl bir hale geldiğini herkes az çok kestirebilir. Ve hakikaten de yer yer küçük çukurlar, yer yer tümsekler hepsi mevcuttu ve özellikle düşmelerin fazla yaşandığı, snowboardçuların fazla kazı yaptığı bölgelerde bunlar da fazlasıyla yer alıyordu.

Yine de neredeyse her zaman sabahları öğleden sonraya göre düzgün olur. O nedenle fazla vakit kaybetmeden turlarımı atmaya başladım. 2. Etapta yine yarışlar devam ediyordu ve zaten dünden biraz fazla dilim yandığı için tekrardan denemeye pek niyetim yoktu. Ama dün öğleden sonra bizi boğan sis yerini açık bir havaya bırakmıştı. Bu yeterince güzel bir haberdi.

İlk pistin de eğimi fazla olmadığı için rahatça tekniğim üzerine çalışmama imkân veriyordu, ben de kalabalıktan fırsat buldukça çalıştım ve sanıyorum bugün önemli bir ilerleme kaydettim. Bunu direk olarak dizimin durumundan bile çıkarabiliyordum aslında. Zira, dün ciddi derecede ağrımaya başlayan dizim, bugün daha kötüye gitmemişti ve ağrı katlanılabilecek seviyedeydi.

Bugüne ait en önemli ayrıntı herhalde Kayseri halkının Erciyes’e ne kadar ilgi gösterdiğini görmem ve buna gün boyunca şaşırmam oldu. Gerçekten pistte yüzlerce kişi vardı. Kızak yapan 100 – 150 kişiyi görebiliyordunuz. Ve pistte spor yapmaya gelmeyen yani kayak, kızak, snowboard ile ilgilenmeyen ama tepeye çıkıp bir şeyler içmek ve dağ havası solumak isteyen de birçok insan vardı. Kısacası benim beklemediğim derecede bir kalabalık mevcuttu Erciyes’te Pazar günü.

Tabii bu direk olarak telesiyej sırasına da yansıdı. Zaten çok yavaş çıkan telesiyej, kabalığın da etkisiyle daha da yavaşladı ve bir çıkış yaklaşık 16 – 17 dakikada sürmeye başladı. Sırada da bir 6 – 8 dakika beklemek gerektiğini de dikkate alırsak, yaklaşık 8 – 10 dakikada indiğim bir pisti tekrar yukarı çıkmak için 22 – 25 dakika arası bir süre beklemem gerekiyordu ki bu takdir edebileceğiniz gibi bayağı can sıkıcıydı. Beklemek sadece zaman kaybından öte aynı zamanda hareketsiz kalmak ve üşümek anlamına da geldiği için aslında çifte sıkıntı yaratıyordu.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 2668, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 4