buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Her Şey Minikken Başlar

| Filed under Hayat Kayak Spor

Geçenlerde Kayakla Atlama blogundaki bir yazıya denk geldim. Aslında yazı demek o girdiyi tanımlamaya pek yetmiyor. Herhangi bir metin olmadan sadece fotoğraflarla yaratılmış bir girdiydi bu. Başlık ise “Ağaç Yaşken Eğilir“. Sekans çok başarılı ve benim bu sekanstan çıkarımımda kayakla atlama sadece bir aracı.

Hepimiz hep zaman zaman ya söylüyoruz ya da duyuyoruz, ülkemizde çocuklara çok yakın davranıyor, yetiştirirken hiç yanlarından ayrılmıyor, herhangi bir sıkıntıyla, acıyla, üzüntüyle karşılaşmak zorunda kalmasınlar diye ellerimizden geleni yapıyoruz. Kendi kendilerine bir sorumluluk almalarına izin vermiyoruz, en ufak şeylerde bile yanlarında olup yardımcı olmaya çalışıyoruz. Çocukların gelişimi açısından en doğrusu bu mu, ben pek zannetmiyorum. Tabii ki bu kadar yardımcı olup çocuklarının her an yanında olan ailelerin hepsi iyi niyetli, hepsi çocuğunun mutlu, sağlıklı olmasını istiyor ama işte belki de çocukların ihtiyacı olan bu kadar iyi niyet değil, belki de biraz bağımsız bırakılıp bazı şeylere zorlanmaya ihtiyaçları var.

Geçenlerde 2011 yılının muhtemelen son güneşli günlerinden birini yaşadığımız bir günde, yine bisikletime atlamış sahilde dolanıyordum. Tabii bu güneşi fırsat bilen aileler de hemen soluğu sahilde almışlardı ve her taraf çocuk kaynıyordu.

Bizim aileler çocuklarının kaç yaşında olduklarına pek fazla bakmadan sürekli çocuklarının yanında duruyorlar, ellerini tutuyorlar, olabilecek tehlikelerden korumaya çalışıyorlardı. Tabii ki küçük çocukları tamamen başı boş bırakamazsınız, başlarına gelebilecek istenmeyen kazalar yaşanabilir ama belli koşullarda bir nebze bırakabilirsiniz kanımca. İşte böylesine klasik bir durum yaşanıyordu, sonrasında bu kargaşanın ortasında yine yaşça küçük sarışın bir çocuk gördüm. Kendi kendine oradan oraya koşuyor, kendi başına oynuyordu. Sonrasında çay bahçesindeki masaların birinden ona Almanca seslendiklerini duydum ama anne babası yine masada oturmaya devam ettiler, çocuk da kendi halinde oynamaya. Yine de bunu her ortamda yapamazsınız ve her zaman yapamazsınız, öyle olursa artık ihmâlkarlık olur onun adı.

Aşağıdaki fotoğraflara bir bakın mesela, aslında tehlikeli olabilecek bir şeyi ne kadar keyifli, gülerek, isteyerek ve rahatça yapıyor. Böylesine büyüyen bir çocuğun, mutlu, sportif, disiplinli, özgüvenli ve başarılı bir birey olmaması bana kalırsa çok zor.

Not: Bu yazıyı yazarken bizimle ilgili bir habere denk geldim, bu konuyla oldukça alakalı, onu da kısaca paylaşayım. Biliyorsunuz 25. Kış Üniversite Oyunları, 27 Ocak-6 Şubat 2011 tarihlerinde Erzurum’da düzenlendi, 57 ülkeden yaklaşık 3500 sporcu katıldı. Kış sporlarının önemli bir kısmı için ülkemizde gerekli tesisler yoktu ve bu nedenle çeşitli tesisler inşa edildi. Bunlardan birisi de Kayakla Atlama rampalarıydı. İlk defa bu organizasyon için kullanıldılar ve sonrasında da aktif bir şekilde kullanılmadan duruyorlardı. İşte buradaki haberde “Erzurumlu Minikler Kayakla Atlama Milli Takım Röportajı“, çocuklarımızın buradaki pistlerde antrenman yapmaya başladıkları ve Minikler Kayakla Atlama Milli Takımı’nın kurulacağından bahsediliyor. (Videoyu buradaki paylaşamıyorum o nedenle siteden izlemeniz gerekli.)

Röportajın sonuna doğru annelerle de konuşuluyor. Hepsinin buraya çocuklarını çekinerek getirdikleri belli, böyle bir sporun futboldan ya da basketbol çok daha tehlikeli olduğunu düşünüyorlar muhtemelen. Ve yine muhtemelen birçoğu birkaç ay öncesine yani bu tesisler Erzurum’a inşa edilene kadar böyle bir spordan bihaberdi. Yine de çocuklarının ellerinden tutup getirmişler, ne kadar da güzel olmuş. Umarım içlerinden bu spora devam edenler ve önümüzdeki yıllarda ülkemizi temsil eden kayakla atlamacılar çıkar.

Bu yazı toplamda 3494, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *