buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 3

| Filed under Kayak Seyahat Spor

2.  etap olarak da adlandırılan pist oldukça yukarıda ve yamaçta kaldığı için kötü hava koşullarından çok fazla etkileniyormuş. O nedenle yukarıya çıkışı her zaman açık bulamayabiliyormuşsunuz. Pist bir de slalom pisti şeklinde kurulduğu için, eğimle de birleşince oldukça zorlayıcı bir ortam hazırlıyor bize. Dar ve oldukça dik. Böyle diyorum ama maalesef benim kayma şansım olmadı. Yukarıya çıktım çıkmasına ama hafta sonu boyunca hep mi yarış olur arkadaş. Telesiyejdeki görevli arkadaş da yarış olduğunu söylemeyince 3 kişi zirveye çıktık. Baktık yarış var, pistten kayma şansımız yok. Biz de buraya kadar çıkmışken, kenardan köşeden ineriz dedik. Ama ne mümkün! Bol karla boğuştuktan ve oldukça yorulduktan sonra 1. piste bağlanan noktayı yakalayabildik.

Bizim bütün bu debelenmemiz esnasında zaten grubun geri kalanı da aynı rotayı izleyerek yani Havaalanı, Otel, Pist onlar da maceralarına başlamışlar. En azından Erciyes’e varmadan önce telefonda konuşmuştuk. Çünkü onların da skipass ne kadardır, ne çeşitleri vardır, hangisini almak mantıklıdır gibi soruları vardı haliyle. Ben de 2 saatlik tecrübemle elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. 🙂

Bu kadar çok yorulduktan ve de üşüdükten sonra (2. etap çok daha soğuktu), birkaç tur atıp dinlenme ve ihtiyaç giderme molası verdik. Klasikleşen sucuk ekmek ile beraber çay aldım, hatta sonrasında da üzerine sahlep içtim. Toplam 14 TL tuttu. Bir kayak merkezi kafesi için oldukça güzel bir fiyat. 🙂 Kayseri’nin bir avantajını da burada gördüğümüzü rahatlıkla söyleyebilirim.

Telesiyejlere tekrar değinmek istiyorum bu arada. Gerçekten çok yavaşlar ve yukarıya çıkmak, en iyi ihtimalle 13 – 14 dakika sürüyor. Tabii pist kalabalıksa, düşenler, binip inemeyenlerin sayısı da artıyor ve bu süre 16 – 17 dakikaya kadar çıkıyor. Gerçekten oldukça uzun bir süre bu ve de hem yüksekten gittiğiniz hem de hareket edemediğiniz için üşümek de kaçınılmaz maalesef. Bunu da eksi bir puan olarak göz önünde bulundurmanız yararlı olabilir. Çünkü kayak merkezi tercihlerinde bu da artık önemli bir kıstas olarak yer alıyor. Sonuçta direk olarak kayak yaptığınız süreyi olumsuz etkileyen bir etken.

Yemek molamızdan sonra da otelde plastik bir su şişesine aktarmış olduğum yanımdaki öksürük şurubunu da içip tekrar kayaklara doğru yöneldim ve günün geri kalanı için macerama başladım.

Öğleden önce çok güzel olan hava maalesef öğleden sonra hızlıca etkinliğini kaybetti. Sis yavaş yavaş etkisini arttırdı ve sonunda hayatımda denk geldiğim en yoğun ve alçak sislerden biriyle karşı karşıya bıraktı bizleri. Tam olarak görüş mesafesini bilme şansım yok maalesef ama telesiyejdeyken sadece bir önümde gidenleri görebiliyordum, o da böyle biraz bulanık bir şekilde. Ondan sonrasını veya pisti görme şansım yoktu. Tam film gibiydi, öylece boşlukta ilerliyorduk.

Durum telesiyejden inip kaymaya başlayınca haliyle daha da kötü oluyordu. Öyle ki pistin sınırlarını görmüyorsunuz ve öyle bir boşluktasınız ki acaba çok sağa veya sola mı gittiniz, pistin ortasından mı iniyorsunuz hiç mi hiç belli değil. Tabii ki etrafınızdakileri de görme şansınız yok. Sağdan soldan sesler duyuyorsunuz ama kimseyi görmüyorsunuz. Biraz tuhaf, belki komik ama biraz da tedirgin edici. Çok yavaş inmeniz gerekiyor, çünkü insanları görür görmez hemen durmanız lazım ki herhangi bir kaza yaşanmasın.

* Yukarıdaki fotoğraf, bir Lemi Orhan Ergin ürünüdür.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 3784, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 5

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 2

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Mekâna karar verilip otel rezervasyonu da halledilince iş uçak biletlerini almaya gelmişti. Pegasus sayesinde bunu da hallettik. Gidiş 15 Ocak sabahı, dönüş de 17 Ocak akşamına olmak üzere biletlerimizi aldık.

1. Gün (15 Ocak)

15 Ocak sabahı güneşin doğmasına saatler varken çıktık yola ve Sabiha Gökçen’e gittik. Orada da fazla beklemeden uçağa atlayıp yaklaşık 1 saat sonra Kayseri Havalimanı’na geldik. 11 – 12 kişilik bir kadrodan bahsetmiştim ama uçuşu biraz bölünerek yaptık. 6 kişilik ilk grup olarak erkenden gidenler bizdik. Bizden 2 saat sonra gelecek grup 7 kişiydi.

Havaalanından minibüs ile şehir merkezindeki otelimize gittik. Bu seyahatimizde şehir merkezindeki Bent Otel’de kalacaktık. Hemen check-in’imizi yapıp odalara çıktık. Zaman bizim için önemliydi. Bu bizim için bir kayak seyahatiydi, yani piste geç gitmek veya erken dönmek gibi çok fazla lüksümüz yoktu. Hemen üstümüzü değiştirip “kostümlerimizi” giydik ve lobide buluşup tekrardan minibüse atladık.

Tabii daha önceden hiç gitmemiştik Erciyes’e. En azından bir kısmımız gitmemişti. Böyle olunca da merkeze ne kadar uzak bilmiyorduk. Neyse ki fazla uzak değilmiş. Yaklaşık bir 20 – 25 dakikalık yolculuk sonrasında Erciyes’e ulaştık.

Çıkarken her taraf bembeyaz olunca gerçekten sabah sabah insanın içine bir dinginlik doğuyor. Bakıp bakıp rahatlıyor huzur doluyorsunuz. Ben de öyle bir rahatlamıştım ki, sabah uykusuz kalmışım, birkaç saatlik uykuyla yollara düşmüşüm gibi şikâyetlerimden saniyede sıyrıldım.

Kayseri’de oturan tanıdıklar olduğu için, onların bağlantısıyla direk olarak belli bir kayak kiralama merkezine yöneldik. Tabii girince hemen gerekli referanslar verildi, konuşuldu, anlaşıldı. Sonra giyinip soyunma kısmına geldi sıra. Kayak alacaklar kayaklarını, boardçular boardlarını ayarladı, çıktık akabinde sahneye.

Pisti falan da bilmediğimiz için biraz sağa sola sorarak gittik skipass’leri alabileceğimiz klübeyi bulduk. Fiyatları hemen sizinle paylaşayım: (Telesiyejde geçerli fiyatlar)

  • Günlük sınırsız: 53 TL
  • 10 Çıkış: 57 TL

Bu şekilde bakınca ilk etapta 10 çıkış almak hiç akıl kârı gibi durmuyor ama eğer pist çok kalabalıksa, telesiyejde çok sıra bekliyorsanız, biraz da ya sisten ya da kalabalıktan ya da öğreniyor olduğunuz için yavaş inmeniz gerekiyorsa, 1 günde 10 kere çıkamayabilirsiniz. O nedenle bu durumda olanları, özellikle de birkaç gün kalacaklarsa, en azından ilk gün için günlük sınırsız yerine, 10 çıkış olanı tercih etmelerini önerebilirim.

Pist çeşitliliği maalesef çok sınırlı. 2 adet pist var. 1. ve herkesin kullandığı, yeni öğrenenler için de uygun olan yeterince geniş ve az eğimli 1470m uzunluğunda bir pist. Aşağıdayken piste yüzünüzü döndüğünüzde sağınızda T-bar, solunuzda ise telesiyej kalıyor. Biz 3 gün de telesiyeje bindik. T-bar’ın yaklaşık 1.5 kat daha hızlı çıktığını söylüyorlardı. Ama arada dinlenme şansımız olabilsin diye telesiyeji tercih ettik. Bir de arkadaşlar boarda yeni geçtikleri için T-bar onları daha fazla zorlayacaktı…

* İlk 2 fotoğraf, Lemi Orhan Ergin‘in makinesinden, sonuncusu ise bendenizin.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 4207, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 7

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Hazırlık/Planlama Aşaması – Bölüm 1

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Hep spor yazıyorum bu aralar. Sanırım iyice blog da o yöne kaymaya başladı. Ama düşünüyorum da fazla yadırgayacağım bir durum değil bu. Sadece biraz da profesyonel anlamda yazı yazmam gerektiğini düşünüyorum. Böyle konularda daha kapsamlı yazma ihtiyacı hissediyorum herhalde. Bu da beraberinde daha çok araştırmayı, daha detaylı yazmayı gerektiriyor. Bu aşamada daha çok belirli konularda kendimi geliştirmeyi hedefliyorum, konulara olan hâkimiyetimi arttırmak daha öncelikli amacım. Bunun akabinde istediğim seviyede yazılar yazabileceğim ve yazacağım da. 🙂

Efendim genel durumu değerlendirdikten sonra şimdi asıl konumuza gelelim. Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi. Kayak sporuyla tanışmam henüz çok daha yeni aslında. Geçen sene, sezonun kapanmasına birkaç hafta varken başlayıp sadece 3 gün kayma şansım olmuştu. (1 gün Kartalkaya, 2 gün Uludağ). Hatta Uludağ’a gittiğimde sezonun son hafta sonuydu ve 2 gün aralıksız güneş vardı. Bu da pistteki buzlanmayı beraberinde getirdi ve özellikle öğleden sonraları kara hasret kaldık ve kayma girişimimiz daha çok buzla mücadeleye dönmüştü. E ben de daha yeni yeni öğreniyorum, bazı şeyleri kendim görerek, deneme yanılma usulüyle anlama çalışıyorum. O nedenle buz hiç yardımcı olmuyordu açıkcası…

Velhasıl kelam, aradan aylar geçti ve 2011 sezonunu açtık. Bu seferki adresimiz ise Kayseri Erciyes oldu. İşin ilginç tarafı bana kalırsa bu kadar az kaymış olmama rağmen, her seferinde ayrı bir merkeze gitmiş olmamdı. İşlerin tamamen tesadüf eseri bu şekilde geliştiğini söylemeliyim. Ortaya çıkan fırsatlar ve arkadaşların organizasyonları sonucunda böylesine geniş bir yelpazeyi tecrübe edebilmem mümkün oldu. Erciyes de bir arkadaş organizasyonuydu. Şimdi isimlerini yazmak istemiyorum, belki burada kendilerini görmek istemeyebilirler ama özet olarak ofis ağırlıklı 12 – 13 kişilik bir kadroyla Kayseri’de yerimizi aldığımızı söyleyebilirim.

Niye Kayseri’yi seçtiniz?” gibi bir sorarsanız da maalesef çok net bir cevap veremeyeceğim. Zira söylediğim gibi ben sadece organizasyonun bir katılımcısı oldum. Ama Kayseri’de tanıdık simaların olmasının işimizi kolaylaştıracağı ve de pist/kayak maliyetinin ortalamanın altında olacağını düşünerek bu şekilde bir tercihte bulunduk sanıyorum. 🙂 Daha net cevaplar için okumaya devam ediniz lütfen.

Serinin diğer yazılarında direk Kayseri’den, pistin, otelin, şehrin durumundan, maliyetlerinden ve de hizmetlerin kalitesinden bahsetmeye çalışacağım. Umarım ilgilenenlere bir yardımım dokunabilir.

Serinin Tüm Yazıları:

 

Bu yazı toplamda 3680, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 9

Fenerbahçe Kadın Basketbolunda Ani Değişim Rüzgarları – Bölüm 2

| Filed under Basketbol Spor

Bu Avustralyalı güzel kızımız, Diana’nın başına gelen bu kötü ve sevimsiz tecrübeden kendini sorumlu tutmaya başlamıştı. Çünkü Diana’nın Fenerbahçe’ye gelişinde en büyük rol ve etki muhtemelen kendisinden gelmişti. Bir maç sonrası denk gelen doping testi için numune vermek istememiş, testlerin güvenilir şekilde yürütülmediği konusunda ciddi çekinceleri olduğunu açıkça dile getirmişti. Böyle olunca numunelerin Köln’de bir laboratuarda inceleneceği söylenip kendisi ikna edilmiş, bu şekilde doping testine girmeyi kabul etmişti.

Ama bundan sonra Penny hiç eskisi gibi olmadı. (Böyle diyince eski Türk filmlerinden sahneler aklıma geliyor.) Ve bir iki maç oynadıktan sonra, ailesinin zor günler geçirdiğini ve sağlık problemleri yaşadığını ve böyle bir durumda hayatındaki önceliğin basketbol olamayacağını söyleyerek takımdan ayrıldı ve ülkesinin yolunu tuttu. (Belki de Amerika’ya gitmiş olabilir, bu konuda çelişen yazılara denk geldim.)

Genel anlamda anlamadığım konulardan birisi de bu. Evet oyuncunun mantıklı ve kabul edilebilir açıklamaları olabilir veya kulüp olarak ikna olmamış olabilirsin ama oyuncunun bu şekilde bir mazeret öne sürüp sezonun ortasında maçlar devam ederken çekip ülkesine gitmesini anlayamıyorum maalesef. Hani burada kontratların hiç mi bir yaptırımı yok gerçekten merak ediyorum. Tabii eğer Fenerbahçe ile anlaşmışsa karşılıklı feshedilmiş olabilir ama yine maçlar devam ederken sezonun ortasına gelmemişken böyle bir lüksümüz hem bizim yok hem de oyuncunun aslında.

Bu haberi okuyordum ve içimdeki tam bir burukluk oluşuyordu ki bir baktım, bir sonraki haberde Penny’nin yerine yeni bir transfer bile yaptığımız yazıyor. Anete Jēkabsone-Žogota. Letonyalı oyuncu aslında guard mevkiinde oynuyor. Yani bundan sonrasında Anete’i 2, Angel’ı ise 3 numarada oynayacağı ortaya çıkıyordu. Anete de Spartak Moskova’nın 2009 – 2010 yılı Euroleague şampiyonu olan kadrosunda yer alan tecrübeli bir oyuncu. En başından beri bahsetmeye çalıştığım da bu aslında. Transferler 1 belki 2 gün içinde gerçekleşiyor ve de hani sadece transfer olsun diye yapılmış transferler değil. Gerçekten başarılı ve takıma kısa sürede uyum sağlayabilecek transferler.

Takımın en önemli görülen 2 parçası daha sezonunun ilk yarısı bitmeden değişmişken, umutlar aslında biraz körelmişti. En azından ben biraz umutsuzluğa kapılmıştım açıkçası. Ama gerçekten hem ligde hem de Avrupa’da performans hep en üst seviyede kalmaya devam etti. Artık düzenimizi bulduk bundan sonra takım daha çok birbirine kenetlenecek, alışacak ve paylaşım üst seviyeye çıkacak diye beklerken yine bir transfer haberiyle daha neredeyse artık olağanlaşan şaşkınlığım tazelendi.

Bu sefer Anna Vajda’nın sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilmişti. (Fenerbahçe resmi sitesinde yazan habere göre. ) Ve artık siz de alıştınız biliyorum. Hemen biraz daha dolandım sitede ve aradığım haberi buldum. Tammy Sutton-Brown tekrar Fenerbahçe’de. Geçen sene de şampiyonluk kadromuzda olan Tammy ile yeniden anlaştığımız açıklanıyordu böylece. Haberin kaynağı ise yine resmi sitemiz. Habere buradan ulaşabilirsiniz: Tammy Sutton-Brown yeniden Fenerbahçe’de.

Kısacası sezonun ilk yarısı henüz tamamlanmışken 3 yabancımızı değiştirmiş durumdayız. Ama ligde sadece ilk maçta aldığımız bir mağlubiyet var, Avrupa’da ise yenilgisiz yolumuza devam ediyoruz. Umuyorum devamı da bu şekilde gelir ve de şampiyonluklara koşarız.

* Penny Taylor fotoğrafının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz: Kaynak

Serinin ilk yazısı için lütfen buraya: http://buyruk.net/blog/fenerbahce-kadin-basketbolunda-ani-degisim-ruzgarlari-bolum-1/

Bu yazı toplamda 6304, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 1