buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Fenerbahçe Ülker: 100 – Cibona Zagreb: 70 / Bir Maçtan Daha Ötesi

| Filed under Basketbol Hayat Spor

Bu hafta Çarşamba günü, 1 Aralık’ta Fenerbahçe’mizin, Euroleague 7. Hafta maçını izlemek için yollardaydık. Gerçekten çok keyif aldık çok morallendik, takımımızı da sonuna kadar destekledik, onlar çoştu biz de çoştuk.

Hiçbir şekilde teknik detaylara, oyun sistemine, tarzına, rotasyona bir şey söylemek istemiyorum. Bu maçı özel ve ayrıca yazmak istememin 2 nedeni var:

Neden 1: Biliyorsunuz, zaten ülkemizde aslında bütün branşlar için geçerli olan bir seyirci bir taraftar sıkıntısı var. Bu daha çok evinde, uzaktan destekleyenler değil, statlara, salonlara gelen, takımlarını yerinde destekleyen seyirci eksikliği. Bunun tabii ki de birçok nedenleri var ve benim gözümde en önemlileri, ekonomik güç, zaman ve ulaşım. Maalesef son 2’sine kolay kolay çözüm bulamayacağız gibi. 1.’si ise göreceli olduğu için ona pek değinmem mümkün değil. Ama bilet fiyatlarının biraz aşağı şekilmesi durumunda, futbol maçlarının seyircisinin artacağına inanıyorum gönülden.

Hal böyle olunca ve ülkemizdeki spor anlayışı futbol odaklı olunca en çok statlar doluyor. Basketbol futbolun arkasından 2. sırada kalan spor olmaktan kurtulamayacak, belki kısa zamanda belki de hiç. Hal böyle olunca gerek Beko Türkiye Ligi gerekse Turkish Airlines Euroleague maçlarında hep seyircisi sıkıntısı çekiyor takımlarımız. Bir tek derbilerde kapasitelerine ulaşan salonlar görüyorduk. Duk diyorum çünkü Neden 1’e geldik.

Bu sene Fenerbahçe Ülker’in Avrupa’daki çıkışıyla beraber salonda da hareketlenmeler oldu, hem de öyle böyle değil. Efes Pilsen ile beraber 2010 – 2011 sezonu için Sinan Erdem Spor Salonu’nu paylaşmaya karar vermişti Fenerbahçe. Dünya Şampiyonası maçlarından hatırlarsınız belki salonun kapasitesi 16,000. Çarşamba günü Cibona maçında ise salondaki biletli seyirci sayısı 15,168!!! Bunu birkaç yıl önce söyleseler inanamazdım herhalde. Maçtan önce böyle bir şey göreceğimi hiç tahmin etmiyordum, salonu o şekilde görünce gerçekten etkilendim ve de duygulandım. Tam tamına 15,168 kişi! Dünya Şampiyonası’nda bile birçok maçta bu seyirci rakamına ulaşılamadı. Hatta bu öyle bir sayı ki bunu futbol ile bile gönül rahatlığıyla karşılaştırabiliriz. Zira birçok Süper Toto Süper Lig maçında bu seyirci sayısına ulaşılamadığı herkes tarafından biliniyor.

Buradan ben de teşekkür etmek istiyorum, hafta içi iş güç, yol yorgunluğu, trafik sıkıntısı demeden nispeten erken bir saatte olan maç için biletlerini alıp şehrin bir ucuna geleni takımlarını destekleyen herkesi can-ı gönülden tebrik etmek istiyorum. Bence herkes bunu hak ediyor, çünkü bu hiç kolay bir şey değil. Basketbolumuzun ne kadar değiştiğine, ülke olarak spor çehremizin de değişmekte olduğu gerçeğine çanak tutuyor. Yakında voleybolda da bunu göreceğiz biliyorum, hissediyorum ve dahası istiyorum.

Neden 2: Bu da yine genel anlamda ülke olarak sportif kalkınmamızı sergileyen bir emare. Bilirsiniz yıllar yılı Avrupa’da oynadığımız her maçta, her turnuvada, maç öncesi, maç oynanırken sıkıntılı, gergin bir bekleyiş olur bizlerde. Çünkü zaten ya yenik durumda oluruz, ya skor dezavantajına sahip oluruz, ya da önde olsak bile oynadığımız futbol, basketbol ya da hangi spordaysa performansımız güven vermediği için böyle hep diken üstünde maçı seyrederiz. Ama işte bu sefer öyle olmadı. Çarşamba günü Fenerbahçe’nin kazanacağından oldukça emin bir şekilde gittik maça. Zaten maçın ilk dakikasından itibaren bu da sahaya yansımış durumdaydı. Diyebilirsiniz ki Cibona’nın şu anki oyununa göre bu beklenebilir. Ama olsun varsın, her şeye rağmen, sonuçta düşünecek olursanız Fenerbahçe’de Engin Atsür, Gasper Vidmar sakat, Marko Tomas da hasta olduğu için maçta yer alamadılar. Bunların ne kadar önemli oyuncular olduğunu söylemeye gerek yok. Detaya fazla girmeyelim, sonuç olarak koşullar ne olursa olsun, bir Avrupa ligi maçına bu şekilde rahat gidebilmek, maçı baştan sona büyük keyif içerisinde izleyebilmek çok güzel bir duygu. Her ne kadar yakın geçen, stresli maçların da yeri ayrı olsa da adrenalin daha da üst seviyede olsa da bence bu da lazım arada.

Teşekkürler Fenerbahçe bize bunu yaşattığın için.

Maç ile ilgili detaylı bilgiler için Euroleague resmi sitesi.

Son olarak gecenin kapanışında bizi mutlu eden bir olay daha: Son dakikalara girildiğinde skor performansımız hala üst seviyedeydi ve biz de iştahlanıp 100 – 100 – 100 şeklinde tezahürat yapmaya başladık. Maçın son dakikası içerisinde 97 sayıyı bulmuşken, dipte boş kalarak tereddüt etmeden üçlüğü gönderdi hemşerim Oğuz Savaş. Ve böylece bulduk 100 sayıyı. Hem 100 sayıyı bulduğumuz için hem de bu hemşerimden geldiği için de ayrı bir sevinçle noktaladık geceyi. Oğuz Savaş sana da ekstra teşekkürler hem 100. sayı için hem de bu kadar çok yönlü bir oyun sergilediğin için.

Bu yazı toplamda 2428, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *