buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Balıkesir’de Hafta Sonu

| Filed under Hayat Seyahat

Xenapp’in iş nedeniyle neredeyse 1 aydır memleketim Balıkesir’de bulunması, Chi ve benim okulların tatile girmesiyle, bir sonraki aktivitenin nasıl şekilleneceği aşikâr oldu. Zaten Xenapp çoktan şehre ısınmaya başlamıştı. Önce şehirde yapılacak bir şey olmadığından, kimseyi tanımadığından yakınıyordu ki, sonra bir baktım, bizim evde duvarda asılı olan fotoğraflarımı indirip yerine kendininkileri koyuyor, öyle bir uğraş edinmiş kendine, e pes! :p

Biz de buna bir son verebilmek adına, takımdaşımla biletlerimizi aldık, çıktık yola. Blogundaki çok beğendiğim yazısında da belirttiği gibi, benim için de en kısa süren İstanbul – Balıkesir yolculuğuydu. Daha önceki Yedigöller aktivitesinden kazandığımız tecrübe sayesinde, otobüs/minibüste de Tabu oynanabilineceğini biliyorduk. Zaten süre engelini kaldırdığımız zaman daha da bir eğlenceli oluyor bu meret. Pas demesini engelliyorsun anlatanın, en kazık kelime gelse bile uğraştırıyorsun, şekilden şekile sokuyorsun karşındaki, hakikaten eğlenceli. Hemen göndermemi yapayım: “Pinokyo”, “Soygun”, “Bülent Ersoy”.

Bana bir saat gibi gelen bu yolun sonunda vardık Balıkesir’e. Babamlar gelmişti karşılamaya, her zaman olduğu gibi. Yine çok kısa süren bir yolculuğun ardından kendimizi evde, harikulade donatılmış bir sofrada bulduk. Ama itiraf etmeliyim ki, bu son yolculuğun kısa olmasının nedenlerinden biri de, Balıkesir’in oldukça küçük bir şehir olması, bilmeyen, tanımayanlar için küçük bir dip not olarak eklemiş olayım. Keyifle karınlarımızı fazlasıyla doyurduktan sonra, hemen hiç vakit kaybetmeden fotoğraflarımı geri yerlerine astım. En azından zafer şimdilik benimdi. Akla gelen soru: Son gülen hep iyi mi güler?

Sabah kalkış, kahvaltı, toparlanış biraz uzun sürdü. Yolun yorgunluğu olsa gerek. Az önce yukarıda da bahsettiğim gibi küçük bir şehir Balıkesir. Tabanvay ile gezecek olsak da fazla vaktimizi almayacaktı. Biz de daha önceden benim de gitmediğim, inşaası yeni tamamlanan parkı gezerek başladık turumuza. Pardon, aslında Cumartesi Pazarı’yla başladık. Pazarların bir yerde şehirlerin aynaları oldukları konuşulunca, hemen yollandık pazara. Bir Manyas Peyniri hediye etmeme izin vermediler, üzüldüm.

Pazardan sonra parkı gezdik ve soluğumuzu “Çarşı”da aldık. Bu kavramı da unutuyor insan İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşarken. Tabii bu kelime başka anlamlara da gelebiliyor, ama onları kastetmiyorum. Saat kulesi ve civarındaki eski evleri gezdik, fotoğrafladık. Maalesef ki yollar aşırı çamurluydu, hatta Xenapp’in pantalonunu kurban verdik bu esnada. Özür!

Dedemleri ve babamı ziyaret ettikten sonra, bir Balıkesir klasiği olsan Hisar Ayranı’nı, benim için yanında +’sı tombiğiyle denemeye gittik. Hemen her Balıkesirli için ilkokul, ortaokul, lisede teneffüslerin vazgeçilmezi olan Hisar Ayranı’nı Chi ve Xenapp de beğenerek içtiler. Bu konuda ekşi sözlüğe de danışabilirsiniz. Soracak olursanız ki madem ki böylesine bir şaheser, niye il dışına da dağıtımı yapılmıyor? Cevabı basit: Dayanıklılığı fazla olan bir ürün değil. Piyasada bulabileceğiniz ayranların ömürleri 3 ayı bulurken, Hisar Ayranını tüketmek için yalnızda 2 haftanız var. Tabii ki daha uzun ömürlü yapabilmek için çeşitli denemeler yapılmış, ama tadı koruyamayınca vazgeçmişler.

Sonra daha fazla meşur olan höşmerimi ziyaret ettik. Burada da yine hediye etmeme izin vermediler yine üzüldüm. Ve akabinde beklenen at pardon beklenen an geldi. Nurettin Bey çıktı huzurlara. Havanın kararmış olması nedeniyle, fazla vakit geçiremedik ama devamı yarın gelecekti. Eve dönüp bu sefer dünkünden de daha özenle donatılmış soframızda miğde şenliğinin devamını getirdik.

Geceyse, şehır dışındaki Nefes Bahçe’de bir müddet oturduktan sonra, Hulki ve Alper’le buluşup Atatürk heykelini ziyaret ettik, manzaranın tadını çıkardık.

Pazar günkü kahvaltımızı son zamanlarda popülerliğini arttıran Kır Bahçesi’nde yaptıktan sonra Nurettin Bey’le dünden kalan hesaplarımızı kapatmak üzere çiftliğin yolunu tuttuk. Takımdaşım zaten dünden hazırdı. Xenapp, “Ben binmem.” diyordu ama Nurettin Bey olmasa da, çiftlikteki diğer atlara binen insanların, hatta çocukların yaş ortalamasını görünce olsa gerek, birden cesareti arttı. O da bu “heyecana” ortak oldu böylece. Keyifli birkaç saat geçirdik. Bu arada benim de dayımla, yengemle ve kuzenim Öykü’yle hasret giderme imkanım oldu.

Akşam ise Fenerbahçe – Galatasaray kupa maçı vardı. İzlemesem olmayacaktı. Takımdaşım Xenapp’e eşyalarını toplaması için yardım ederken ben de babamla maçı seyrettim. Bir müddet daha evde oturup Takımdaşım’ı uğurlamaya otogara gittik. Akabinde Zeynep’i de oteline bıraktıktan sonra bu güzelim hafta sonuna noktayı koymuş olduk. Gerçekten de eğlendiğim, dolu geçen bir 2.5 gün oldu. Teşekkürler!

Bu yazı toplamda 9303, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *