buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Gent – Wevelgem 2012

| Filed under Bisiklet Spor

Daha en başından söyleyeyim, maalesef istediğim kadar detaylı bir şekilde yazamayacağım bu yarışı. Tabii ki birçok kaynaktan ve canlı olarak da Twitter’dan yarışın özellikle son bölümünü takip edebildim ama maalesef direk olarak canlı izleyemedim. İzleyemememin önemli bir nedeni vardı:

  • Yarış takviminin en yoğun günlerinden birisine denk gelmiş olması. Şöyle ki Volta Ciclista a Catalunya’nın ve Criterium International’ın son etapları aynı anda Pazar günü koşuldu. Hatta bu iki yarış bitmeden Gent – Wevelgem de başlamıştı bile. Bu tempoya Eurosport bile ayak uyduramadı. Yine de elinden geldiğince gayret göstermişlerdi, haklarını yemeyeyim. Eurosport International ve Eurosport 2′de aynı anda canlı bisiklet yayını yaptılar. Sıra Gent – Wevelgem’e gelememişti ama olsun böyle devam ettikleri sürece bence sıkıntı yok. Zaten reklamlardan gördüğüm kadarıyla cobbled klasiklerinin geri kalan 2 çok önemli yarışı Tour of Flanders ve Paris – Roubaix ile beraber Ardenne Klasikleri üçlemesinin (Amstel Gold Race, La Flèche Wallonne, Liège – Bastogne – Liège) de tamamının canlı yayınını yapacaklar. Gerçekten takdir ediyorum.

Cobbled klasiklerine de gelmiş bulunuyoruz böylece. Gerçi 3 gün öncesinde E3 Prijs Vlaanderen – Harelbeke ile başlamıştık seriye ama kendisi daha henüz 2012 itibariyle World Tour seviyesine yükseldiği için prestij olarak Gent – Wevelgem’in arkasında haliyle. O nedenle cobbled sezonu daha çok Gent – Wevelgem ile açılıyor diye bir kabullenme olduğunu görüyorum.

Bisiklet sezonu içinde hem takımların, hem bisikletçilerin, hem de izleyenlerin hop oturup hop kalktığı belli başlı 2 dönem var. Biraz genelleme yaparak konuşuyorum burada. Yoksa takımların ihtiyaçlarına göre, hedeflerine göre ya da yarışın yapıldığı yörenin halkı için belli yarışların daha çok öne çıkma durumu olabilir tabii ki. Çok uzatmayayım lafı, bu 2 dönemi şöyle ayırabiliriz sanırım:

  1. İlkbahar Klasikleri
    1. Cobbled Klasikleri (Gent – Wevelgem, Tour of Flanders ve Paris – Roubaix)
    2. Ardenne Klasikleri (Amstel Gold Race, La Flèche Wallonne ve Liège – Bastogne – Liège)
  2. Tour de France hazırlıkları ve kendisi
    1. Critérium du Dauphiné
    2. Tour de Suisse
    3. Tour de France

Bu da Mart sonu – Nisan sonu ve de Haziran başı – Temmuz sonu dönemini kapsıyor. Dediğim gibi biraz fazla genelleme yaptım ve kısa tuttum ama heyecanın en üst seviyede olduğunu dönemler bu dönemler. Tabii bunlara eksik kalan 2 monument’ı (Milan – San Remo ve Il Lombardia), Dünya Şampiyonası’nı, Giro d’Italia’yı ekleyebiliriz. Lafın özeti, bu 2 önemli dönemden ilkine girmiş bulunuyoruz. Aslında eskiden Cobbled klasikleri yanılmıyorsam 1 hafta içinde yapılırdı, heyecan bir hafta sonu Tour of Flanders ile başlar, hafta arası Gent – Wevelgem ile daha da tırmanır ve son olarak akabindeki hafta sonu Paris – Roubaix fişi çekerdi. Hatta UCI’ın resmi sitesinden kontrol ettim en son 2009′da bu şekilde yapılmış. Ondan sonra bu sene de dahil olmak üzere Gent – Wevelgem ile yapılıyor açılış ve o da Tour of Flanders’tan bir önceki hafta sonunda koşuluyor.

Dediğim gibi canlı izleyemediğim için çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Ama tabii ki bir iki isimden bahsetmesek olmaz. Tom Boonen bunların başında geliyor. Son yıllardaki en formda Tom’u izliyoruz 2012′nin başından beri. Sezonu erkenden Orta Doğu’da açmıştı zaten, galibiyetler erkenden gelmeye başlamıştı. Bahar klasiklerine geçildiğinde de durum değişmedi, galibiyetler gelmeye devam ediyor. Daha ayın 23′ünde E3 Harelbeke’yi kazandı ve 2 gün sonrasında 25′sinde de Gent – Wevelgem’i. Zaten Omega Pharma – Quickstep de 21 galibiyetle bu sezonun şu ana kadarki en başarılı takımı olarak da göze çarpıyor.

Bahsedilmesi gereken bir diğer isim de sanırım Mark Cavendish. Milan – San Remo’da yarıştan çok erken kopmasından sonra burada da final sprinti için kendine ihtiyacı olduğu fırsatı yaratamadı Isle of Man’in gururu. Böyle olunca da bu yarışı kazanma hayali de suya düşmüş oldu. Halbuki sezona da kötü başlamamıştı Cav, ama son birkaç haftalık dönemde performansı ve daha ziyade formu hakkındaki soru işaretlerinin artmasına engel olamadı. Önümüzdeki birkaç klasik ona pek uygun diyemeyiz, hatta Liege sonrasına kadar rahat desek çok fazla abartmamış olurum sanırım. Cobble’larda belki şansını denemek isteyebilir ama Ardenne’lerde hiç şansı yok. Bu fırsatı tekrardan hazırlanmak, toparlanmak için kullanabilir aslında . Diğer herkes gibi Cav’ı da sonuçta en üst seviyede görmek isterim.

Cyclingtips’ten aldığım yarışın final anı. Önde gördüğünüz 3 isim de podyumu oluşturuyor aynı zamanda. Yalnız bir şey dikkatimi çekiyor podyum törenlerinde. 1. her zaman ortada, orası tamam. Ama nedense bazen bisiklet dünyasında 2.’nin 1.’nin solunda yer aldığını görüyorum, halbuki diğer sporlarda alışılageldiğimiz şekli 2.’nin 1.’nin sağında olmasıdır. Şöyle ki:

Burada 1) Tom Boonen, 2) Peter Sagan, 3) Matti Breschel ama Sagan’ı Boonen’ın solunda görüyoruz. Bunu gören, fark eden, bilen biri varsa, açıklayabilirse çok güzel olur.

Yarışın detaylı analizini ve sonuçlarını, Cycling Tips‘ten ve Cycling News‘ten öğrenebilirsiniz. Gelsin şimdi Tour of Flanders!

Bu yazı toplamda 7137, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>