buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 7

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Bugün bazı arkadaşlar da kayak yapmayacaktı ve pistteki sayımız az olacaktı. Zaten pist bizim dışımızda da pek kalabalık sayılmazdı. Yani Pazar günkü o kalabalığı gördükten sonra Pazartesi günü tam anlamıyla ilaç gibi geldi. Telesiyejler boş, pist boş, sıra bekleme yok, sadece rahat rahat ve hızlıca kaymak vardı.

Bugün pist kapanmadan dönecektik. Dönmeden önce Kayseri çarşıya gidip Kayseri’ye has mantı, pastırma ve sucuk almak istiyorduk. Bunun için çok fazla vaktim olmayacaktı ama yine de günlük sınırsız skipass’ten aldım. Bugün çok daha hızlı turlar atabilecektim çünkü.

Bu ortamın vermiş olduğu pozitif enerjiyle daha bir motive oldum ve turlarıma başladım. Biraz tekniğimi düzeltmiştim dün, bugün de bunu pekiştirmek istiyordum. Bu şekilde kaymaya devam ettim. Birkaç tur sonra batonları da bırakıp biraz da bu şekilde kendimi geliştirmeyi denedim ve herhangi bir sorun yaşamadan bu konuda da biraz ilerleme kaydettim.

Böyle olunca, turları da hızlı atınca daha çok tur atasım geldi ve yemek için bile mola vermeden peşi sıra turlarımı attım. Yine daha önceden konuşup kararlaştırdığım saatte kayaklarımı teslim ettim ve eşyalarımı kontrol ettikten sonra Erciyes’e bu seferlik veda edip otele döndük.

Otele döndükten sonra üstümüzü değiştirip günlük kıyafetlerimize döndükten sonra da Kayseri çarşının yolunu tuttuk. Toplamda oldukça yüklü miktarda sucuk, pastırma ve mantı aldık. Ben de bu üçlüden azar azar da olsa aldım. Düşününce mantının da sarımsaklı yoğurtla yenmesi muhtemel olduğundan, hepsi istisnasız bir koku kaynağı ama lezzetli şimdi ne yapalım? :p

Bu şekilde alışverişimizi tamamlayıp otele son kez geri döndük. Aldıklarımızı da bavullara yerleştirip bavulları da minibüse yükleyince otelle işimiz bitmiş oldu. Son akşam yemeğimiz için Ciğerci Mehmet Usta’yı tercih ettik. Ciğer diyince pek hoşuma gitmemişti ama çeşitli ızgara ve şişler de mevcutmuş. O nedenle ben çöp şişi tercih ettim mesela. Yemekten sonra da tatlımızı yiyip çayımızı içtikten sonra hesabı istedik. Bu sefer de kişi başı 26 TL tuttu. Bir önceki gün daha çok çeşitli daha özenli yemekler yememize rağmen 30 TL verdiğimiz için, bugünün 26 tutması biraz fazla geldi ama bugün de fazlasıyla doyduk, bunu da inkâr edemem. (:

Bundan sonra bizim şoförlüğümüzü yapan arkadaşa vereceğimiz ücret konusunda biraz sıkıntı yaşadık ve sağ olsun giderayak Kayserilik karakterini göstermiş oldu bize ve hatırı sayılır bir kazık attıktan sonra bizi havaalanına bırakıp hızla uzaklaştı.

Neyse ki uçak saatinde geldi ve biz de bir sıkıntı yaşamadan 1 saatlik uçuş sonrası İstanbul’a vardık. Bu seferlik kayak maceramız da böylece sonlanmış oldu.

Aslında kalem kalem incelediğimizde çok fazla gibi görünmese de toplam olarak bakınca yine de maliyetli bir tatildi. Kayak ve skipass maliyetlerinin alternatifi olmaması da bu tabloyu hazırlayan önemli bir unsur oldu. Ama hem daha önce gitme şansım olmayan bir şehri ziyaret etme fırsatını buldum, hem çeşitli yöresel yemekler yiyerek midemi hoş tuttum, hem de Erciyes’i görüp pistlerini deneme imkânım oldu. Dolu dolu ve bir hayli yorucu olan 3 günün sonrasında İstanbul’a yeniden merhaba…

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 3068, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 6

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Bugünü de bu şekilde geçirip 9 – 10 kere inip çıktıktan sonra günün sonuna gelmiş oldum. Kayakları da teslim edip üstümü başımı düzelttikten sonra dönüş için hazırdım. Daha önceden sözleştiğimiz için herkes aşağı yukarı aynı zamanda gelmişti ve herkes hazır olunca minibüse doluşup otele dönüşe başladık.

Otelde kısa sürede hazırlanıp tekrar karnımızı doyurmak için yeniden soluğumuzu minibüste aldık. Bu sefer “Kayseri’nin tek dönen restoranı” olarak bahsedilen Beştepe Restaurant’a gitmeye karar verdik. Hep Ankara’daki Atakule örnek verilir böyle 360 derece dönme yetisine sahip bir restoran konseptinden bahsedildiği zaman. Ama meğer bunun bir örneği Kayseri’de de varmış. Ankara’daki gibi yüksek bir kule hüviyetinde olmasa da gerçekten de 360 derece dönebilen bir restoran Beştepe Restaurant da. 🙂

Burada da restorana has spesiyallerin haricinde Kayseri mantısını yerinde tatma şansımız oldu. Beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım. 🙂 Burada gerçekten güzel bir ortamda ve sürekli değişen manzarayla nezih bir yemek yedik. Karınlarımızı en temizinden doyurduk. Hesapları kelle başı usulü yaptık yine ve kişi başı 30 TL düştü. Yediğimiz, hatta aşırı doyduğumuz için bitiremediğimiz onca yemek, meyveyi düşününce gerçekten değdiğini söyleyebilirim. Manzara da cabası tabii ki…

Otele dönüşten sonra yine bir grup dışarı Kayseri sokaklarını fethetmeye gitti. Bendeniz ise kendimi sağlık kelimesine en kısa sürede yakınlaştırabilmek için tedavilere devam ettim. Bu oteldeki ve Kayseri’deki bu gezi kapsamındaki son gecemiz olacağı için, valizlerimizi, bavullarımızı da hazırlamamız gerekiyordu. İnsan her ne kadar birkaç günlüğüne gitmiş olsa da illa eşyalar çok dağılıyor ve sonrasında bunları tekrar adam edebilmek için bir sürü uğraş vermek gerekiyor. Benim için de böyle oldu. Özellikle birkaç yazıdır bahsettiğim tedaviler için gerekli bitkiler ve ilaçları toplamak ve düzenli bir şekilde yerleştirmek bayağı bir zamanımı aldı. Sabah kahvaltı sonrasında hem check-out yapıp hem de çok fazla vakit kaybetmeden pistin yolunu tutacağımız için bütün düzenlemeleri yatmadan tamamladım. Aynı zamanda ilk günkü yorgunluğu da biraz atmış olduğum ve kayağın yorgunluğuna alışmış olduğum için bugün daha geç yattım ve saat 01 gibi yatağa yöneldim.

3. Gün (17 Ocak)

Son günümüzde de hava güzeldi. Sabahki kahvaltı telaşından sonra check-out yaptık ve valizlerimizi lobiye bıraktık. Hemen akabinde tekrardan doluştuk minibüse. Dün kalabalıktan çok bunaldığımız için bugünün çok daha tenha olmasını istiyorduk.

Ben daha gezi ayarlanmadan önce bile mümkünse sadece hafta içi gitmeyi, bu mümkün olmuyorsa da hafta içi en az birkaç gün orada olacak şekilde plan yapmayı denememiz gerektiğini söylüyordum. Ama gelişmeler çok benim istediğim şekilde olmadı ve 2’si hafta sonu olmak üzere 3 günlük bir tatil için gelmiş olduk Kayseri’ye.

Konuyu daha fazla dağıtmadan devam edeyim. Ve daha kiralama dükkânına vardığımız zaman bile bugünün ne kadar eğlenceli olacağını anladık. Ben ayakkabı deneyip kayakları kiralarken benden başka 1 müşteri daha vardı sadece. Herkes rahat, kendi halinde işini yapıyordu. Ben de kayaklarımı ayarladıktan sonra çıktım hemen piste.

* Yukarıda görmüş olduğunu fotoğraf Beştepe Restaurant’ın sitesinden alınmıştır.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 4668, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Canlı Canlı Super Bowl XLV Heyecanı

| Filed under Futbol Spor Yurt Dışı

45. Super Bowl heyecanını canlı yaşamak için Ken ile sözleşmiştik. Kendisi koyu bir Green Bay Packers taraftarı olduğu için, wildcard ile playofflara katılmalarına rağmen takımı her maçta gece kalkıp canlı olarak desteklemiş ve takımını Super Bowl finaline çıkarmıştı. Bu arada kısaca değineyim, Super Bowl Amerikan Futbolu Playoff Final maçına yani sezonun şampiyonunu belirleyecek olan maça verilen isim.

Super Bowl XLV

Sezon içinde maçları takip edemedim için en azından özel olarak final maçını canlı izlemeye gayret ediyorum. Bundan önce de sanırım 3 ya da 4 maçı bu şekilde izlemiştim. Bu sene de koşullar gayet uygun olunca ve Ken de fanatik bir Green Bay Packers taraftarı olunca, bu maçı canlı izlemek kaçınılmaz oldu.

Daha önce tabii kendi imkânlarımla izlediğim ve etrafımda bu konuda tecrübesi, bilgisi olan arkadaşlar olmadığı için çok önemli bir Super Bowl geleneğinden haberim yokmuş. Touchdown shots! Maçta her touchdown olduğundan ziyade tuttuğunuz takım touchdown yaptığında herkes bir shot atıyor. J Aslında eğlence katsayısını katlamak istiyorsanız ve sizin için iki takım da aynı mesafedeyse, maçta her touchdown olduğunda bir shot yapmayı deneyebilirsiniz. Ama maçın sonunda ayık olacağınızı garanti edemem. Zira örneğin bu Super Bowl’da 7 touchdown oldu. Belki maçın birkaç saate yayıldığı düşünüldüğünde çok sıkıntı olmadan atlatılabilecek bir sayı ama daha fazlası sorun olabilirdi. (:

Ken işini daha önceden garantiye almak istediği için içkisini ayarlamıştı bile. Jack Daniel’s olacaktı bu geceki yol arkadaşımız. Tabii bunun yanında kola, ice tea, cips, çerez gibi tamamlayıcı etmenler de yerini almıştı. Saat 01 olmadan Kenler’e varmıştım bile. Maç başlamasına daha 1 saat gibi bir süre vardı ve biz de bu sürede yiyilecek, içilecekleri ayarladık ve sonrasında ufak bir Super Bowl ve Amerikan Futbolu muhabbetinden sonra Internet Memes’lerden konuşmaya ve 2010 yılında popüler olanlarına bakıp maç öncesi keyif seviyemizi olabildiğince üst seviyeye çıkardık.

Vee bir anda Christina Aguilera belirdi ekranda. Daha önceleri izlediyseniz fark etmişsinizdir. Amerikalılar’ın böyle bir geleneği var. Bu şekilde ulusal önem verdikleri etkinlik, faaliyet, maçlardan önce ulusal marşlarını ünlü şarkıcılara söyletiyorlar. Bugün de bu onura erişecek kişinin Christina Aguilera olduğunu bu şekilde öğrenmiş oldum. Tabii ki marşlarını bilmediğimden nasıl okuduğunu bilme şansım çok fazla yoktu ama sonradan Wikipedia’dan öğrendiğim üzere bir satırı fazladan bir kere tekrarlamış. Umarım geri kalanında bir sıkıntı olmamıştır da insanlar maç öncesi buna takılıp üzülmemişlerdir.

Ulusal marş sonrası maç başladı. Zaten bir şişe birayı o zamana kadar devirmiştim ve Green Bay muhteşem bir başlangıç yapınca (daha ilk çeyrekte 2 touchdown + 2 ekstra sayı), bunu 2 shot takip etti. Ve daha maçın başında havaya girmiş olduk.

Bilirsiniz Amerikalılar’ın istatistiklere ne kadar çok önem verdiğini. Daha önce görmediğimiz, duymadığımız türden istatistiklere maç boyu ve maç sonrasında çok rahatlıkla denk gelebiliyoruz. Büyük ağırlıkta NBA izlediğim için bu verdiğim örnek NBA içindi ama NFL’de de durum çok farklı değilmiş tabii ki. Packers bu kadar farklı öne geçince hemen ilk önemli istatistik ekranda belirdi. Super Bowl tarihinde 10 sayıdan fazla farkla geriye düşen hiçbir takım maçı kazanamamış. Green Bay Packers’a direk olarak güzel bir moral kaynağı olmuştur diye düşünüyorum bunun.

İlk çeyrekteki durgun Steelers, ikinci çeyrekte biraz açıldı ve ilk touchdown’ını yaptı. Packers da bu çeyreği boş geçmedi ve devre sonunda skor 21 – 10 Packers lehineydi. Yani 10’luk fark hala korunuyordu.

Devre arasında Black Eyed Peas ve Usher’ın şovu vardı. Neyse ki bu arada touchdown olmayacağı garantiydi ve bu şekilde biraz kendime gelme fırsatını buldum. 3. çeyrekte sadece Steelers’ın touchdown’ını görünce her şey artık çok daha netti. Ama maç da tabii biraz heyecana gebe olmaya başlamıştı. Maça fırtına gibi giren Packers şimdi işi biraz zora girmiş görünüyordu. Önde olmalarına öndeydiler ama moral motivasyon artık Steelers’ın yanındaydı.

Son çeyreğe girilirken 21 – 17 idi skor. Karşılıkla gelen 1’er touchdown sonrasında skor 31 – 25 olmuştu. Ve maçın bitimine 3 dakika gibi bir süre vardı ve top Steelers’daydı. Yani touchdown yaparlarsa skor eşitlenecek, sonrasındaki ekstra sayı ile öne geçip maçı bile kazanabileceklerdi. Ama durum istenildiği gibi olmadı ve Steelers sayı bulamadı ve top Packers’a geçti. Kalan 45 saniyeyi Packers çok rahat bir şekilde eritince maç bu şekilde sonlanmış oldu. 45. Super Bowl Green Bay Packers’in oldu!


Super Bowl Sunday adıyla muhtemelen Amerikan dizilerinden veya filmlerinde denk gelmişsinizdir. Neredeyse Thanksgiving, Christmas gibi ayrıca kutlanan, milyonlarca kişi tarafından izlenen, hatta düğün vs. gibi kutlamaların bugüne denk gelmeyecek şekilde ayarlandığı bir organizasyondur kendisi. Bu durumu daha iyi anlatmak adına Wikipedia’dan aldığım bilgileri sizinle de paylaşmak istiyorum:

  • Stadyum: Cowboys Stadium, Arlington, Texas
  • Seyirci sayısı: 103,219
  • Nielsen oranları: Amerika’da maçın tamamını veya bir kısmını 162.9 milyon kişinin canlı olarak izlediği tahmin ediliyor. Bu rekorları parçalayan bir sayı. Şöyle ki bu oranlarla Super Bowl XLV, Amerika’da en çok izlenen tek bölümlük televizyon programı olmayı başarmış. Böyle olunca da en çok izlenen Super Bowl maçı olma ünvanını eline geçirmiş durumda.
  • 30 saniyelik reklem ücreti:  3 milyon Amerikan Doları
  • MVP: Aaron Rodgers, Green Bay Packers Quarterback

Cowboys Stadium’a da kısacak değinmek gerekirse, Mayıs 2009’da açılan ve 1.3 milyar $’a malolan bir stat olduğunu söyleyerek başlayabilirim sanırım. Ayakta durup maçın izlenebileceği bölgeyi de sayarsak toplam kapasite 111,000 kişilik. Bu üstü kapanabilen veya kapalı olan kapasitesi en yüksek stat olarak dikkatleri zaten çekiyor.

Asıl onu benzerlerinden ayıran çok belirgin bir özelliği daha var. O da devasa büyüklükteki HD ekranı. Şöyle ki ekranın boyutları 46’ya 22 metre yani çapraz 53.34m. Ve tahmin edebileceğiniz üzere dünyanın en büyük HD ekranı. Şöyle bir fotoğrafla sanırım ne dediğimi daha güzel anlayabilirsiniz.

Cowboy's Stadium HD Screen

Bu şekilde bir maçı daha geride bırakmış olduk. Sevgili dostum Ken’e buradan teşekkürlerimi gönderiyorum. Beraber bu şekilde bir heyecan yaşayabildik ve konuyla alakalı geleneklerden de bu şekilde haberim olmuş oldu. Ayrıca tuttuğu takım Green Bay Packers’ı da tebrik ediyorum, yıllar sonra tekrar Super Bowl şampiyonu oldular. Başarılarının devamını diliyorum. (: Sanırım bundan sonra ben de yavaştan bir Packers hayranı olabilirim. (:

Not: Bu arada bu Super Bowl XLV ve genel anlamda Super Bowl sayfalarının Türkçe’sinin olmadığını fark ettim. Ve tekrardan üzüldüm. Tabii ki daha çok Amerika’ya has bir olay ve ülkemizde çok sınırlı sayıda biliniyor ve oynanıyor ama sadece bir maçtan çok öte Super Bowl ve yukarıda verdiğim bilgiler de bunu bir yerde kanıtlıyor.

Bu yazı toplamda 3645, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 4

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 5

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Kahvaltı da çok fazla iştahımızı kabartacak, bizi böyle nefes almadan yemeye itecek herhangi bir şey yoktu. Tabii burada kendi adıma konuşuyorum, yoksa iştah seviyesi yükseklerde kalmaya devam eden arkadaşlar da vardı. 🙂 Ama yurt dışındaki gibi sadece mısır gevreği, meyve, yoğurt gibi birkaç bir şeyle de geçiştirilmemişti. Öğlen vereceğim molaya kadar beni tutacak kadar yedim, kalkmadan az önce de tatlı takviyesi yapıp sözüm ona enerji depoladım.

Akabinde de servis için buluştuk ve bu sefer en kalabalık halimizle tırmanmaya başladık Erciyes’e. Ama daha dağın yamacındayken daha fazla sayıda araba görüyor daha büyük bir kalabalıkla karşılaşacağımızın ilk emareleri beliriyordu.

Yine dünkü kayak kiralama merkezini kullanıp kiralama işlemlerimizi hallettik. Sonrasında aksesuarlar takıldı, ayarlandı ve pistin yolunu tuttuk. Grup olarak yine farklı skipass’ler tercih edildi. Bendeniz ise yine günlük olanı aldım. Hemen biletler temin edildikten sonra da telesiyej’e atlanıp maceraya kaldığımız yerden devam etmeye başladık.

Yukarı çıktıktan sonra ilk dikkatimi çeken, dünkü pistin yoğun kullanımından sonra bile pisti “sıfırlamamış” olmalarıydı. Cumartesi günü gibi çok aktif bir şekilde kullanılan bir günden sonra pistin nasıl bir hale geldiğini herkes az çok kestirebilir. Ve hakikaten de yer yer küçük çukurlar, yer yer tümsekler hepsi mevcuttu ve özellikle düşmelerin fazla yaşandığı, snowboardçuların fazla kazı yaptığı bölgelerde bunlar da fazlasıyla yer alıyordu.

Yine de neredeyse her zaman sabahları öğleden sonraya göre düzgün olur. O nedenle fazla vakit kaybetmeden turlarımı atmaya başladım. 2. Etapta yine yarışlar devam ediyordu ve zaten dünden biraz fazla dilim yandığı için tekrardan denemeye pek niyetim yoktu. Ama dün öğleden sonra bizi boğan sis yerini açık bir havaya bırakmıştı. Bu yeterince güzel bir haberdi.

İlk pistin de eğimi fazla olmadığı için rahatça tekniğim üzerine çalışmama imkân veriyordu, ben de kalabalıktan fırsat buldukça çalıştım ve sanıyorum bugün önemli bir ilerleme kaydettim. Bunu direk olarak dizimin durumundan bile çıkarabiliyordum aslında. Zira, dün ciddi derecede ağrımaya başlayan dizim, bugün daha kötüye gitmemişti ve ağrı katlanılabilecek seviyedeydi.

Bugüne ait en önemli ayrıntı herhalde Kayseri halkının Erciyes’e ne kadar ilgi gösterdiğini görmem ve buna gün boyunca şaşırmam oldu. Gerçekten pistte yüzlerce kişi vardı. Kızak yapan 100 – 150 kişiyi görebiliyordunuz. Ve pistte spor yapmaya gelmeyen yani kayak, kızak, snowboard ile ilgilenmeyen ama tepeye çıkıp bir şeyler içmek ve dağ havası solumak isteyen de birçok insan vardı. Kısacası benim beklemediğim derecede bir kalabalık mevcuttu Erciyes’te Pazar günü.

Tabii bu direk olarak telesiyej sırasına da yansıdı. Zaten çok yavaş çıkan telesiyej, kabalığın da etkisiyle daha da yavaşladı ve bir çıkış yaklaşık 16 – 17 dakikada sürmeye başladı. Sırada da bir 6 – 8 dakika beklemek gerektiğini de dikkate alırsak, yaklaşık 8 – 10 dakikada indiğim bir pisti tekrar yukarı çıkmak için 22 – 25 dakika arası bir süre beklemem gerekiyordu ki bu takdir edebileceğiniz gibi bayağı can sıkıcıydı. Beklemek sadece zaman kaybından öte aynı zamanda hareketsiz kalmak ve üşümek anlamına da geldiği için aslında çifte sıkıntı yaratıyordu.

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 2686, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 4

Kayseri Erciyes’te Kayak Keyfi – Bölüm 4

| Filed under Kayak Seyahat Spor

Anlaşılacağı gibi çok da keyif alamadığım bu birkaç saatin sonunda, pistin de kapanmasıyla beraber bugünlük maceraya virgül koydum. Zaten tekniğimi hala istediğim seviyeye getiremediğim için ve de ani hızlanmalara alışamamamın üzerine bir de sis nedeniyle yavaş gitmem icap edince sol dizimde bir ağrı oluştu. Daha sıcakken ağrıdığını çok rahat anlayabiliyordum, o nedenle soğuyunca daha da kötü olacağı o zamandan belliydi.

Kayaklar, batonlar, ayakkabılar teslim edilip ücretler ödendikten sonra yine minibüse doluşup otelin yolunu tuttuk. Aramızda kayağa yeni başlayanlar da vardı ve ilk günlerinde böyle bir hava durumuyla karşılaşmak onlar için özellikle hiç güzel bir tecrübe olmadı. Neyse ki büyük çapta bir burkulma, ağrı vs. yaşamadan günü kapamış olduk.

Otele varınca kararlaştırmış olduğumuz lobide buluşma saatine kadar işlerimizi halletmek üzere odalara dağıldık. Üst baş değiştirme, temizlenme, yıkanma, paklanma işlemlerinden sonra buluşup bu sefer çok çok aç olan karınlarımızı doyurmak için minibüsteki yerlerimizi aldık.

Kayseri’ye gelmiş olmamıza rağmen, ilk günkü durağımız Konya mutfağı oldu. Konyalı Hacı Usta salonundaki yerimizi aldık. Burada meşhur olan pide olunca, masa masa pidelerimizi söyledik. Pideler de zaten masa uzunluğunda geliyormuş. Böle böle bir güzel yedik. Asıl meşhur olan bıçak arası ve bildiğimiz kıymalı pidelerden söyledik. Hatta doymayınca bir daha söyledik ve bütün harcadığımız kalorileri geri kazandık. Tabii yemekten sonra sanırım ben hariç herkes künefe söyledi. Soğuk olduğunu iddia etmelerine rağmen tabakların temizlenmesi 5 dakika sürmedi. Hesaplarımızı ödeyip restorandan ayrıldık. Her şey dahil kişi başına 22 TL gibi bir rakam düştü. Yiyip içtiklerimizi ve de doygunluk seviyemizi düşününce makul bulduk bu miktarı.

Otele dönünce aramızdan bir grup şehir merkezinde biraz dolaşmak ve vakit geçirmek için ayrıldı. Ben direk olarak odanın yolunu tuttum. Zira zaten öksürükle boğuştuğum için hazırlayıp içmem gereken bitki çayı, ilaçlar vardı ve de dizime de buz koyup onun da daha kötüye gitmesini engellemek istiyordum. Neredeyse yazmayı unutuyordum, artık otomatikleşen bir şekilde benim bir parçam haline gelen, 4 – 5 aydır aralıksız her gün yaptığım, bilek egzersizlerini de bunun üzerine sayabiliriz. Yani akşam bayağı yoğun bir tedavi programım vardı.

Yaklaşık 2 saat süren bu sürecin sonunda, sabaha genel anlamda daha sağlıklı olmayı umarak saat 23 civarı yatağın yolunu tuttum.

2. Gün (16 Ocak)

Sabah 08.30’da buluşup yola çıkalım diye kararlaştırdığımız için, ortalama olarak herkes yarım saat öncesinde kahvaltı salonundaki yerlerini almaya başlamıştı. Tabii geceden daha giyeceklerimi ve yanıma almam gerekenleri özenle ayırmış, düzgünce katlamış yerleştirmiştim. O nedenle kahvaltı sonrasında bunlarla zaman kaybetmeyecektim. Bunun nedeni de bu saydıklarımın çok çok çeşitli olması. Yani ilk etapta insanın aklına gelmiyor ama cidden çok fazla sayıda aksesuar oluyor. Özellikle de benim gibi öksürük şurubu, pastil, çikolata, fotoğraf makinesi gibi ekstra şeyler koymaya çalışanlar bunları yerleştirmek için bile ayrıca bir zaman harcayacakları için sırf giyinme kuşanma sürecine bile özel olarak vakit ayırsalar, sonra geç kalmamış olurlar.

* Fotoğrafın orijinali için burayı ziyaret edebilirsiniz. Kaynak

Serinin Tüm Yazıları:

Bu yazı toplamda 4105, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 7