buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Atatürk Hava Limanı ATU Duty Free Pre-Order (Ön Sipariş)

| Filed under Internet Yurt Dışı

Bildiğim kadarıyla en azından birkaç yıldır yürürlükte olan bir sistemden bahsetmek istiyorum kısaca. Bu şu an için sadece Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Geliş ve Gidiş için geçerli olan bir uygulama. Kısacası bir Duty Free uygulaması. Hepimizin bildiği gibi yurt dışına çıktığımızda, özellikle dönüş yoluna geçmişsek aklımızın bir köşesini hep Duty Free kurcalar. Acaba bu sefer ne alabilirim, en çok neyden kâr edebilirim sorularıyla cebelleşiriz. Tabii bunun da nedeni limitlerin çok düşük olması ve çok az sayıda alış-veriş yapmamıza izin verilmesidir bana kalırsa. Her neyse efendim limitlere sonradan değineceğim.

Tabii bu süreçte özellikle yurt dışına çok gelip gidenler artık kendilerine alacak çok fazla bir şey kalmadığından ve de bazı ürünlerde limit olmamasından mütevellit (parfüm, kozmetik gibi) çevrelerinden sürekli sipariş alırlar. Bu tip ürünler de oldukça belirli ve çeşitli olduğu için de ufak bir yanlış anlama veya yanlış yorumlama istenenden çok daha farklı bir ürünle arkadaşın karşısına çıkmaya neden olabiliyor. Türk milleti olarak bunun için de çeşitli çözümler üretmiş durumdayız. İstenilen ürünün tam olarak adı, kutusunun şekli, rengi, ağırlığı, hacmi, kaç litre, kaç parça ürün içerdiği gibi detayları en ince ayrıntısına kadar veriyor, hatta ve hatta firmaların internet sitelerinden ürünlere ait linkler yolluyor ve bu linklerde özellikle fotoğraf içermesine dikkat ediyoruz. Şimdi bu curcunayı, ekstra zahmeti ve riski en aza indirecek sistem hali hazırda yürürlükte aslında. http://www.atu.com.tr/

(more…)

Bu yazı toplamda 5120, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 5

Tatil Bitti İstanbul Başladı

| Filed under Hayat

Ve yine uzun bir tatil sonrası İstanbul’a, yine keşmekeşe, karmaşaya, trafiğe, insanların saygısız, düşüncesiz tavırlarına merhaba.

Tatil 9 günlük bir tatil olunca, yüksek oranla insanlar şehir dışına, yurt dışına çıkıp her şeyden uzaklaşmak, kışa girilmeden ele geçen bu son fırsatta dinlenmek rahatlamak istiyorlardı tabii. Ama haliyle bunun sonrası da bir o kadar bir kötü ve sancılı olabiliyor. Yaşayabileceğimiz en katmerli Pazartesi sendromundan bahsediyorum. Bunu da sağ olasın Zaytung hemen kaleme almış:

Bayram Sonrası Yine Acı Bilanço: Kazalarda Hayatını Kaybetmeyen Milyonlarca Çalışan, İşlerinin Başına Döndü

Ben de bu büyük fırsatı değerlendirme şansına nail olanlardandım. Memleketime, ailemin yanına gidip geldim ve bu sefer çok uzun süre kalamadığım için (9 günün 9’unu da kullanamadığım için) son dakikasına kadar kullanmaya karar verip bulabildiğim alabildiğim en geç otobüs biletini tercih ederek, daha önceleri dilimin yandığı son gün sendromuna katlanmaya karar verdim ve Pazar gecesi 23:45’e aldım bileti.

Pazar günü öğleden sonra NTV’nin canlı yayınında helikopterden çekilen görüntüler gerçekten şok ediciydi. Yalova Topçular feribot iskelesinde kimsecikler yoktu. Koskoca alan bomboştu. Hani böyle oradaki park alanı dolu olur, kuyruk gişelerin bile dışına taşar ya, yanına bile yaklaşmıyor, yanlış görmediysem feribotlar sefere başlamak için kapasitenin dolmasını bekliyorlardı. Sadece bunu daha önce 1 belki 2 kere görmüşümdür o da toplamda gittiğim 10’larca seferin yanında herhalde adının bile anılmasını gerektirmez. O derece bir şaşkınlık kaplamıştı beni.

Bu görüntü fazlaca iştahımızın kabarmasına neden oldu. Hiç böyle bir tablo beklemiyorduk. Ben kendimi 8 saatlik bir yolculuğa hazırlamıştım bile, hedefim de uyuyabildiğim kadar uyumak olacaktı. 🙂

İlk olarak kardeşim dönecekti akşam üstü gibi. İlk önce onun raporunu bekledim. Tam prime-time’da gittiği için o geçerken kalabalık değilse, ben geçerken de kalabalık olmayacaktı büyük ihtimalle. Vee beklenen daha çok istenen, umulan gerçek oldu, umutlar iyice yeşerdi. Aynı televizyonda gördüğümüz gibi yollar, feribot tertemizdi, kimsecikler yoktu ortada. Hiç bekleme yapmadan varabilmişti İstanbul’a.

Bunun sevinciyle beraber topladım valizimi. Yol yorgunluğunu, eğri büğrü oturmayı, uykusuz kalmayı hep gözümde büyüten ben, heyecanlanmıştım bu sefer.

Derken, yolculuk saati geldi, vedalaşıldı, otobüse binildi. İlk olumsuzluk hemen göze çarptı, daha şehirden çıkmadan yoğun bir sis başladı. Ama yollar o kadar boştu ki, bu bile yavaş gidilmesini gerektirmedi. Yolda verilen molalar haricinde, gecikme yaşamadan Topçular’a geldik ve ve ve başarmıştık! Bomboştu iskele ve feribotlar yanaşmış yolcuları bekliyordu hareket etmek için. Tabii hemen biz de yerimizi aldık. Hatta ilk defa feribot kapasitesi dolmadan, yarı boşken hareket ettik. Düşünün artık ne kadar süredir bekliyormuş feribot.

Zaten sonrasında da bir trafik olmuyor, hızlıca İstanbul’a, terminale vardık. Ve böylelikle bu sefer de Şehr-i İstanbul’a olan yolculuğum tamamlandı. En başta da söylediğim gibi hoş geldim keşmekeşe, karmaşaya, kalabalığa ve en kötüsü de saygısızlığa ve düşüncesizliğe.

Bu yazı toplamda 2117, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 1