Uluslararası Ofis’in düzenlediği gezintilerin diğer biri ise Freiburg gezintisiydi. Bize en yakın kentimsi olan Freiburg’a daha önceden kendi kendimize de gitmek istemiş ama zaman uyuşmazlığı vs. gibi nedenlerden ötürü bu emelimize ulaşamamıştık. Ofis yine yardımımıza yetişmiş oldu böylece. Gezinin iyi bir yanı da beleş olmasıydı. (: Bu nedenle belli bir süre önceden yapmak gerekiyordu kayıdı. Bu şanslılar içinde ben de vardım. Ve sabahleyin otobüse atlayıp çıktık yola. Zaten 60km civarı bir uzaklıkta olan Freiburg’a 1 saat dolmadan gelmiştik. Hemen “Tourist Information”a yollanıp rehberimizle buluştuk. Yaklaşık 1.5 saatlik bir turun ardından da 5 saatlik bir süreliğine serbesttik. Tur boyunca, kentin tarihi, gelenekleri ile çeşitli bilgiler edindik. Aklımda kalanları aktarmaya çalışayım:
Öncelikle grup olarak gelmemizin ve bir rehber ile dolaşma imkanı bulmamızın gerçekten faydasını gördük. Sadece bu gezide değil, diğerlerinde de bazen biraz sıkıcı gibi gelse de, gerçekten de şehri, bölgeyi daha iyi tanımak, tarihini daha iyi öğrenmek için iyi bir fırsat. Bu sefer de rehberliğimiz eşliğinde dolaşırken şehrin oldukça eski/tarihi bir şehir olduğu öğrendik. İçinde bulunan birkaç kilise de aynı şekilde eskiydi ve bir tanesi 1300 yıllardan kalmıştı. Fotoğraf için Oldukça eski olmasına rağmen gerçekten de heybetli bir binaydı. Ve sonradan öğrendik ki, bu kilisenin restorasyonu hiç bitmezmiş. Her zaman bir kısmında mutlaka bir restorasyon olurmuş. Enteresan! Diğer bir ilginç nokta ise, kilisenin 7,000 kişi alacak kadar büyük olması ve yapılış tarihini de göz önünde bulundurursak, şehrin o zamanki nüfusunun da 7,000 olması hayli ilginç. Sanırım herkes bebeği, yaşlısı, hastası işini gücünü bırakıp buraya geliyormuş. (:
Sonrasında şehrin her noktasında rastlayabileceğiniz su kanallarına geldik. Bunlarla ilgili olarak da şöyle bir batıl inançları var. Freiburg’a turist olarak gelen birisi, farkında olmadan bu kanalların içine basarsa, Freiburg’tan birisiyle evleneceğine inanılırmış. Sanırım sarhoş iken sınamalı bu inancı… Kanal
Kilisenin arka tarafına doğru ilerlerken bir duvar üzerindeki birkaç çizgiye dikkatimizi çekti rehberimiz. Burada ekmek biçiminde birkaç şekil vardı. Yine 1300, 1400’lü yıllarda insanlar kilisenin hemen önüne kurulan pazardan aldıkları ekmekleri burdaki şekiller ile karşılaştırıp kazıklanıp kazıklanmadıklarını anlayabiliyorlarmış. Eğer bir sorun varsa, satıcı, hapse bile yollanabiliyormuş… Buradan…
Kilisenin arkasına tam olarak geldiğimizde, hayli yükseğe inşa edilmiş su borularıyla karşılaştık bu sefer de. Bunların bir tanesi tuhaftı. Genelde insan, hayvan figürleri inşa edip sağa, sola, yukarı, aşağı su fışkırtıyorlarmış. Ama bu yönlerin birisinde hep kavgalı oldukları, pek haz etmedikleri bir topluluk yaşayınca, bunun da çaresini bulmuşlar. Bakalım…
Son olarak günün sonuna doğru gelirken, Freiburg caddelerindeki son turlarımızda bir protesto ile karşılaştık. Göçmenlerin eylemiydi bu, söylenenlerden fazla bir şey anlayamadık, belki fotodan bir fikir edinebilirsiniz. Burada…
Böylece Freiburg turunu tamamlamış, hafta sonunu geri kalanını geçirmek için köyümüze doğru yola çıkmıştık…
7 Ekim 2006 Cumartesi
Bu yazı toplamda 3889, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.
Leave a Reply