buyruk | net

to Infinity and Beyond!

Fenerbahçe Ülker: 100 – Cibona Zagreb: 70 / Bir Maçtan Daha Ötesi

| Filed under Basketbol Hayat Spor

Bu hafta Çarşamba günü, 1 Aralık’ta Fenerbahçe’mizin, Euroleague 7. Hafta maçını izlemek için yollardaydık. Gerçekten çok keyif aldık çok morallendik, takımımızı da sonuna kadar destekledik, onlar çoştu biz de çoştuk.

Hiçbir şekilde teknik detaylara, oyun sistemine, tarzına, rotasyona bir şey söylemek istemiyorum. Bu maçı özel ve ayrıca yazmak istememin 2 nedeni var:

Neden 1: Biliyorsunuz, zaten ülkemizde aslında bütün branşlar için geçerli olan bir seyirci bir taraftar sıkıntısı var. Bu daha çok evinde, uzaktan destekleyenler değil, statlara, salonlara gelen, takımlarını yerinde destekleyen seyirci eksikliği. Bunun tabii ki de birçok nedenleri var ve benim gözümde en önemlileri, ekonomik güç, zaman ve ulaşım. Maalesef son 2’sine kolay kolay çözüm bulamayacağız gibi. 1.’si ise göreceli olduğu için ona pek değinmem mümkün değil. Ama bilet fiyatlarının biraz aşağı şekilmesi durumunda, futbol maçlarının seyircisinin artacağına inanıyorum gönülden.

(more…)

Bu yazı toplamda 6413, bugün ise 3 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 2

Tatil Bitti İstanbul Başladı

| Filed under Hayat

Ve yine uzun bir tatil sonrası İstanbul’a, yine keşmekeşe, karmaşaya, trafiğe, insanların saygısız, düşüncesiz tavırlarına merhaba.

Tatil 9 günlük bir tatil olunca, yüksek oranla insanlar şehir dışına, yurt dışına çıkıp her şeyden uzaklaşmak, kışa girilmeden ele geçen bu son fırsatta dinlenmek rahatlamak istiyorlardı tabii. Ama haliyle bunun sonrası da bir o kadar bir kötü ve sancılı olabiliyor. Yaşayabileceğimiz en katmerli Pazartesi sendromundan bahsediyorum. Bunu da sağ olasın Zaytung hemen kaleme almış:

Bayram Sonrası Yine Acı Bilanço: Kazalarda Hayatını Kaybetmeyen Milyonlarca Çalışan, İşlerinin Başına Döndü

Ben de bu büyük fırsatı değerlendirme şansına nail olanlardandım. Memleketime, ailemin yanına gidip geldim ve bu sefer çok uzun süre kalamadığım için (9 günün 9’unu da kullanamadığım için) son dakikasına kadar kullanmaya karar verip bulabildiğim alabildiğim en geç otobüs biletini tercih ederek, daha önceleri dilimin yandığı son gün sendromuna katlanmaya karar verdim ve Pazar gecesi 23:45’e aldım bileti.

Pazar günü öğleden sonra NTV’nin canlı yayınında helikopterden çekilen görüntüler gerçekten şok ediciydi. Yalova Topçular feribot iskelesinde kimsecikler yoktu. Koskoca alan bomboştu. Hani böyle oradaki park alanı dolu olur, kuyruk gişelerin bile dışına taşar ya, yanına bile yaklaşmıyor, yanlış görmediysem feribotlar sefere başlamak için kapasitenin dolmasını bekliyorlardı. Sadece bunu daha önce 1 belki 2 kere görmüşümdür o da toplamda gittiğim 10’larca seferin yanında herhalde adının bile anılmasını gerektirmez. O derece bir şaşkınlık kaplamıştı beni.

Bu görüntü fazlaca iştahımızın kabarmasına neden oldu. Hiç böyle bir tablo beklemiyorduk. Ben kendimi 8 saatlik bir yolculuğa hazırlamıştım bile, hedefim de uyuyabildiğim kadar uyumak olacaktı. 🙂

İlk olarak kardeşim dönecekti akşam üstü gibi. İlk önce onun raporunu bekledim. Tam prime-time’da gittiği için o geçerken kalabalık değilse, ben geçerken de kalabalık olmayacaktı büyük ihtimalle. Vee beklenen daha çok istenen, umulan gerçek oldu, umutlar iyice yeşerdi. Aynı televizyonda gördüğümüz gibi yollar, feribot tertemizdi, kimsecikler yoktu ortada. Hiç bekleme yapmadan varabilmişti İstanbul’a.

Bunun sevinciyle beraber topladım valizimi. Yol yorgunluğunu, eğri büğrü oturmayı, uykusuz kalmayı hep gözümde büyüten ben, heyecanlanmıştım bu sefer.

Derken, yolculuk saati geldi, vedalaşıldı, otobüse binildi. İlk olumsuzluk hemen göze çarptı, daha şehirden çıkmadan yoğun bir sis başladı. Ama yollar o kadar boştu ki, bu bile yavaş gidilmesini gerektirmedi. Yolda verilen molalar haricinde, gecikme yaşamadan Topçular’a geldik ve ve ve başarmıştık! Bomboştu iskele ve feribotlar yanaşmış yolcuları bekliyordu hareket etmek için. Tabii hemen biz de yerimizi aldık. Hatta ilk defa feribot kapasitesi dolmadan, yarı boşken hareket ettik. Düşünün artık ne kadar süredir bekliyormuş feribot.

Zaten sonrasında da bir trafik olmuyor, hızlıca İstanbul’a, terminale vardık. Ve böylelikle bu sefer de Şehr-i İstanbul’a olan yolculuğum tamamlandı. En başta da söylediğim gibi hoş geldim keşmekeşe, karmaşaya, kalabalığa ve en kötüsü de saygısızlığa ve düşüncesizliğe.

Bu yazı toplamda 3819, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 1

Dünyanın En İyi 200 Üniversitesi

| Filed under Hayat Yurt Dışı

The Times Higher Education, 2004 yılından beri her sene yaptığı gibi 2010/2011 akademik yılı için de, 10 aylık bir araştırmanın sonucunda dünyanın en iyi 200 üniversitesini sıralamış. Detaylı rapora buradan ulaşabilirsiniz: http://www.timeshighereducation.co.uk/world-university-rankings/

Tabii ilk akla gelen bizim üniversitelerimizin durumu. Dünyadaki en iyi 200 üniversite sıralamasında, sadece 2 üniversitemiz kendilerine yer bulabilmişler. Bilkent ve Odtü. Aslında bu tabloya çok şaşırmamız gerek, sonuçta aksine daha önce de hiç rastlayamadık maalesef.

Bilkent -> 112
ODTÜ -> 183

Şunu da ekleyeyim, Türkiye’yi Avrupa yerine Asya kıtasında değerlendirmeyi uygun görmüş sayın uzmanlar.

Tahmin edildiği üzere, Amerika ve sonrasında İngiltere’nin büyük bir dominasyonu söz konusu. Avrupa’dan hatta Uzak Doğu’dan çeşitli üniversiteler kendilerine yer bulmuş aynı zamanda. Mısır’dan, Tayvan’dan, Singapur’dan üniversiteleri görebildiğimiz bu listede daha fazla üniversitemizle yer alamamak bence değerlendirmemiz gereken başka bir durum.

Bu tabloyu yavaş yavaş bile olsa her sene daha ileriye götürmek ümidiyle…

Bu yazı toplamda 4092, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 3

Sedir Restaurant Samatya

| Filed under Hayat

Arkadaşlarla geçen bir iftar yemeği yedik. Tabii geçen derken üzerinden bir 3 hafta kadar geçmiştir. 🙂 Zaten malumunuz, bayramın bile üzerinden 1 hafta geçti. 🙂 Sedir Restoran, Samatya’da.

Maalesef özellikle İstanbul’da yer yön konusunda biraz kıt bir insan olarak iftar öncesinde Samatya’ya nasıl gidileceğini pek bildiğim söylenemezdi. Arkadaşlarım sağ olsunlar, bir yol yordam çizildi ve Sirkeci Tren Garı’nda buluşulup beraberce gidilmesine karar kılındı. Durumunun benden daha kötü olanlar çıkacağını hiç tahmin etmezdim ama o da oldu. Bir arkadaşım da Sirkeci Garı’nı bulmakta zorlandı. Yarım saatlik telefon konuşması sonunda, kendisinin Sirkeci’de değil de Eminönü’nde olduğuna ikna edebildik. 🙂 Neyse ki bunu farketmesinden sonra kendisinin Sirkeci’ye ulaşması pek zor olmadı…

Bu sancılı geçen buluşma sonrasında trene atlayıp yolumuza devam etmek amacındaydık. Hiçbir bilgim, fikrim olmadığı için etliye sütlüye karışmadım ama ufaktan ufaktan soru işaretleri belirmeye başlamıştı bende. Çünkü kendini muhabbete kaptıranlar ki bu grubun çoğu oluyor hangi durakta inileceği konusunda en ufak bir kaygı bile duymuyordu. Neyse ki kısa bir münazara sonunda, inilecek durağın K. Mustafapaşa olduğu konusunda fikir birliğine varıldı. Bu da 4. durak oluyordu. Durak sırasını merak edenler için:

  • Sirkeci
  • Cankurtaran
  • Kumkapı
  • Yenikapı
  • K. Mustafapaşa

En güncel bilgiye ulaşmak ve sefer saatlerini de öğrenmek isterseniz ise: -> TCDD

Trenden indikten sonra sadece bir iki dakika yürüyünce direk olarak meydanda görebiliyorsunuz Sedir Restaurant’ı. İçeri girdikten hemen sonra, terastaki masamızda yerimizi aldık. Deniz manzarası beklediğimden daha güzeldi ve kendini hissettiriyordu en azından. Öyle hani olur ya ancak böyle iyice konsantre olarak denizdeki bazı tekne ve gemileri görebilirsiniz, öyle değildi kısacası. Manzara açısından artı puanı kaptı Sedir Restoran.

Bu sene klasik hale gelen bir şekilde burada da iftar menüsü 40 TL’idi. Meze ve salataları oldukça çeşitliydi. Ama ana yemek tercihinizi kebaplardan yana kullanmak durumunda kalıyorsunuz. Yanılmıyorsam, bir de köfte olabilir ama çok emin değilim. Ben de Urfa’dan yana kullandım tercihimi. Arada iftar sofralarında sıkça görmeye alıştığımız içli köfte ve börek ziyaret etti tabaklarımızı.

Sonuç olarak, doyduk, bol çeşitli yedik ama tam olarak ana yemekten istediğim tadı ve zevki alamadığımı da itiraf etmeliyim. Manzara ve atmosfer olarak ortalamanın üzerinde ama bu sene gelenekleşen 40 TL’lik tutar bana fazla geldi. Ulaşım konusunda da çekincilerimi giderebilmiş değilim. Zira çok kısaca gelirken nasıl bir rota takip ettiğimizden bahsetmiştim. Özellikle Anadolu yakasında oturanlar için çok rahat olmadığı aşikâr. Dönüşte ise seçenekleriniz daha da kısıtlı bir hâl alıyor. Saatin ilerlemesiyle beraber, tren kullanmak istemedik. Otobüs seçeneğini de kullanamadık yine aynı nedenden ötürü. Biz de elimizde kalan tek seçenek olan taksiyle ulaşımımızı sağladık. Eminönü, Karaköy, Taksim gibi adresler tercih edilip aktarma yaparak evlerimize ulaştık.

Resmi bilgi için: http://sedirrestaurant.net/index.htm
İletişim / Ulaşım: http://sedirrestaurant.net/ulasim.html

Bu yazı toplamda 30549, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 15

Spor Aktiviteleri – Temmuz 2010

| Filed under Hayat Spor

Maalesef burada yazabileceğim Temmuz ayı için kayıda değer bir aktivite olmadı. Tabii ki koşuların ve bazı temel karın egzersizlerinin dışında. Bunun nedeni de sağ el bileğimde oluşan bir problemdi. Belirli bir darbe veya zorlama olmadan bu tip bir rahatsızlık tabii ki olabiliyor ama sadece uzun süreler klavye ve fare kullanımdan dolayı. Bir nevi meslek hastalığı da denilebilir.

Kötü olan Eylül ayının gelip de rahatsızlığın iyileşmemesi oldu. Ama kararlıyım ve tedavi üzerinde yoğunlaşıp ısrarımı devam ettiriceğim. Diğer türlü bilek kendinde değilken birçok sporu ve hatta sporun yanında temel bazı ev işlerini bile yerine getirmek hayli zor oluyor. Umarım bu ay şansım yaver gider ve bunu yenmeyi başarabilirim. 🙂

Bu yazı toplamda 3825, bugün ise 2 kez görüntülenmiş.

by buyruk | tags : | 2